Esrarengiz bir ülke gibiydi içi.
... Belki biraz kırgın...belki...
Belki mutsuz, öfkeli, nefret dolu.
Ama o hep gülerdi.
Karanlık çökerdi güneşli günlerine
Bir tutulma yaşanırdı...
Akşam üzerileri vardı.
Koşardı koşardı ciğerleri patlayıncaya...
Sığınırdı küçücük bir eve
Dizi üstüne oturur ağlardı...
Bir müddet sonra tekrar çıkardı
Mutluluğa...
Bakışlarımı kaçırmış olabileceğimi düşündüğü bir an, dokunaklı bir mahcubiyetle tekrar yüzüme baktı ve göz göze geldik. Öylece durduk. Birbirimizi anladık. Kimselerin anlamadığını, kimselerin sormadığını anladık.
Duygularım beni zehirliyor, bunu kimse bilmiyor. İyileştim dediğim anda yeniden kanımı bulandıran lanetli bir döngüye hapsoldum ve sonsuzluk çemberi ölümden daha zor. Zerre kadar duygu kalmasın isterdi her yandan kuşatılmış zayıf kalbimin içinde.