Kitabı okumuş olmama rağmen tekrar büyük bir merak ve de keyifle okumanın verdiği o büyülü ve de heyecanlı duygularımla yazıyorum.
Size kitap ile ilgili ilk tavsiyem kesinlikle okuduklarınız arasında ilk sırayı alması(ben öyle yapmıştım) ve kitabı gece sessiz bir vakitte okumanızdır.
Çünkü kitaptaki kadının hikayesini, her bir kelimedeki titreyişini,ruhunun derin hüznünü hissetmeniz için gürültüden arınmış bir zihne ihtiyacınız olacaktır.
Gelelim bu güzel ve bir o kadar da büyülü bir dille yazılmış kitaba...
Kitapta bir kadının karşı komşusu olan bir erkeğe besleyip yüreğinde gizlice büyüttüğü platonik aşkın hikayesi anlatılıyor.
Aşkın çok güzel ve özel olmasının yanı sıra karşılıksız olduğunda verdiği acının bir insanın hayatını ne kadar derinden sarsarak onu ne gibi olaylara sürüklediği paha biçilmez bir his dünyasında anlatılıyor.
Tabi ki beyaz güllere hayran biri olarak takıldığım en güzel detay beyaz güllerdi :)
Bir genç kız evet bir genç kızın hatta (13 yaşında bir çoçuğun) hayranlık beslediği gence, aşka dönüşen duygularını ve habersizce onun dünyasında sıradışı yer edişini onun için göze aldıklarını, çaresizliğini ve de ölümünü...
Ondan bir evlat dünyaya getirip ona sığınması, onunla birlikte bu dünyaya ve de sevdiği adama vedasını anlatıyor bu kitap...
Onca karşılaşmaya onca hatıraya onca kendini hatırlatma çabasına rağmen karşılıksız ve habersiz aşık olduğu bir adam uğruna heba ettiği ömrünü bir mektupla anlattığı o küçük ve bir o kadar yürek parçalayan hikaye...
Sizi bilmem ama benim bu kitaptan çıkardığım en büyük ders egoist birilerine karşı hiçbir zaman sevgi,aşk, ilgi beslenmemesi gerektiği...
Bir de başka bir yönünden bakılırsa geç kalınmışlık...
Eğer kadın adama kendini daha önce tanıtmış evladını anlatmış olsaydı yine de herşeyin değişme