.... Sana bu ön bilgileri verdim ki, gönlün cevabı tam anlamada inşiraha kavuşsun, kalbin incelsin anlatılanları yerine getirme noktasında, haşyet vaki olsun ve söz konusu amellere istekli olmasına sebebiyet versin.
Kalbin iman sürecini çok güzel ifade etmiş. Ayrıca şu süreci de çok güzel ifade etmiş. İnanma, Teslim, tevekkül, ubudiyet ve amel.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İlk musibet; kalbi, ahireti zikredip düşünmekten alıkoymaktır. Bundan sehiv, sonra nisyan (boşlamak), sonra gaflet (umarsızlık) arkasından Allah'ın emirlerini yerine getirmeme ( haram ) , daha sonra da günah işlemekten gelen kalp pası ve katılığı gelir ki (fısk), bu son ikisiyle ahiret düşüncesi perdelenir..
Parantezler benim eklememdir . Süreci çok güzel aktarmış. Yani sadece nisyan unutmadır deyip geçemiyorsunuz. Bunun aslında ahlâkî ve dolayısıyla ubudiyet noktasında bir bozulma olduğunu aktarıyor.
Araplar "yaptığın gibi muamele görürsün" derler. Yani o şekilde hesaba çekilirsin.
Bizdeki ne ekersen onu biçersin gibi. Aslında bunun karşılığı şöyle bir düstur olarak var. (El cezau min cinsil amel)
Şayet sen, aklın, heva-i nefse galip olmasını istiyorsan, neticelerini tahmin edinceye dek, arzularını yerine getirmekte acele etme. Çünkü, arzulanan şeyi yapma neticesinde meydana gelen pişmanlığın kalpteki etkisi, arzunun kalpte kalmasından daha fazladır.
(Galiba bu teenniye çıkıyor Bir cihette; vera,takva ve havf reca dengesini de özetler bir düstur)
Taatın aslı vera', vera'nın aslı takva, takvanın aslı, nefsi hapsetmek, nefsi hapsetmenin aslı da havf ve recadır.
Anladığım : taat verayı, vera takvayı, takva da ubudiyetin zirvesi olan havf ve reca dengesini getiriyor. Bunlar bir basamak gibi veya birbirini gerektiriyor. Bir tanesi bile nihayetinde kuvvetli mertebeler.