Defolu Kelebek

Defolu Kelebek
@Milennaa
Ve o siyah saçlarını kes yavaş yavaş...
Türk Dili ve Edebiyati
260 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Nef'î; Derdüm nice bir sinede pinhân ederim ben Bir âh ile bu 'âlemi vîrân ederim ben Yâre derdim diyemem bezm-i şarâb olmayıcak Cürmüm ikrâr edemem mest ü harâb olmayıcak
Sayfa 77 - Akçağ Yayınları:183 Divan Şiirleri/ Biyografi İnceleme:5·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
III. SANATI
Nef'î'nin kendi devri şairlerinden Şeyhülislâm Yahya'yı da beğendiği ve tanzîr ettiği görülüyor. Yahyâ'nın iki gazeline nazire söylemiştir: Yahyâ; Cihânda âşık-ı mehcûr sanma râhat olan Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur Nef'î; Ne tende cân ile sensiz ümîd-i sıhhat olur Ne cân bedende gam-ı fırkatünle râhat olur Yahyâ; Zülf-i pür-çînün gamından dîde kim pür-tâb olur Her ne bahre kim düşe bir katresi girdâb olur Nef'î; Kâre-i seyr kim yolında garka-ı hûnâb olur Bahr-i aşka geh habâb olur gehî girdâb olur
Sayfa 73 - Akçağ Yayınları:183 Divan Şiirleri/ Biyografi İnceleme:5·Kitabı okudu
3. Sihâm-ı Kazâ
Gürcü Mehmed Paşa'nın Nef'î'yi öldürtmek istediğini, fakat şeyhülislâmın fetva vermediğini, paşa için yazdığı ve birinciden daha ağır olan ikinci hicviyesinden anlıyoruz: Hele bu hükme gavur kadısı olmaz râzı Kande kaldı ki müselmân-ı müsellem a köpek Bî günâh katle rızâ var mı şerî' atde sor a Gör ne der Hazret-i müftî-i mükerrem a köpek Bu "a köpek" redifli kaside en ağır sözlerle devam eder: Vây ol devlete kim ola mürebbîsi anun Bir senün gibi denî cehl-i mücessem a köpek Sen kadar düşmen-i devlet mi olur a hınzır Ne turur saltanatun sâhibi bilmem a köpek Ehl-i dil düşmeni dîn yoksulı bir mel'unsun Öldürürlerse eğer cân be-cehennem a köpek
Sayfa 66 - Akçağ Yayınları:183 Divan Şiirleri/ Biyografi İnceleme:5·Kitabı okudu
Edebiyat
1. Hayatı
Nef'i böyle, bir taraftan padişahın ve diğer taraftan devir büyüklerinin sevgi ve takdirlerini kazanırken devrin en büyük şairi olarak anılmağa başlamıştı. Ününün bu derece artması, başta padişah olmak üzere devrin büyükleri tarafından korunması, diğer şairlerin kıskançlığını arttırıyordu. Üstelik çekinmeden herkesi hicvetmesi de yeni yeni düşmanlar kazanmasına yol açıyordu. Bu sırada meydana gelen küçük bir olay, Nef'i'nin tali'ini tersine çevirdi: 1630 (1039) yılında bir gün Sultan Murad, Beşiktaş kasrında Sihâm-ı Kaza'yı okurken pek yakınına, ayaklarının dibine yıldırım düştü. Heyecanlanan Sultan Murad, bu olayı fırsat bilen ve bunu okumakta olduğu hicivlerin uğursuzluğuna yoran düşmanlarının etkisi ile elindeki mecmuayı parçalayıp attı. Ayrıca şairi memuriyetinden de attığı gibi, Edirne'ye sürgün gönderilmesini emretti. Üstelik Nef'i'yi bir daha böyle hicivler yazmağa tövbe ettirdi. Bu olay üzerine tarihçi Na'ima'nın kitabına aldığı tanınmış şu beyt devir şairlerinden İbrahim Vehbi tarafından söylenmiştir: Gökden nazîre indi Sihâm-ı Kazâ'sına Nefî diliyle uğradı Hakkun belâsına Böylece daha birçok şairin de sürgün yeri olan Edirne'ye gönderilen Nef'i, burada Hüsrev Paşa'nın Bağdad seferine serdar atanması vesilesiyle padişahı kutlamak ve hem de affını istemek için Muzaffer ola serdârun eyâ şâhenşeh-i gâzî Ne Tebrîzi koya şâh-ı kızılbaşa ne Şîrâzı matla'lı kasîdesini söylemiş ve Bu günden 'ahdüm olsun kimseyi hicvetmeyem illâ Vereydün ger icâzet hicvederdüm baht-i nâzâsı beytiyle de halinden ve ters dönen bahtından yakınmıştır. Nef'i, Sultan Murad'ın Edirne'ye gelmesi vesilesiyle de bir kaside daha sunmuştur. Böyle üst üste verdiği bu kasidelerle padişahın gazabını azaltmış ve sonunda affedilerek İstanbul'a dönmeyi başarmıştır.
Sayfa 54 - Akçağ Yayınları:183 Divan Şiirleri/ Biyografi İnceleme:5·Kitabı okudu
Şeyhülislâm Yahyâ
Yahya Efendi, hayatında ciddi, dürüst ve namuslu bir şahsiyet olarak tanınmıştır. Edebî hayatında ise zarif ve nüktedan bir şairdir. Bu yüzyılın büyük gazel şairleri arasında sayılır. Devrin bütün şairleri, Nef'î başta olmak üzere kasideler sunarak övgüsünü yapmışlardır. Yahyâ, gazelde Bakî ile Nedîm arasında bir köprü görevi görmüştür. Şiirlerinde kelime oyunlarından çok, samimi duygu ve heyecanlarını dile getirmiştir. Şiirlerinde Bakî'nin şekil mükemmeliyeti ve sanat kudreti, Nevî'nin sadeliği ve samimiyeti görülür. Bazen Nedîm'i hazırlayan coşkun ve şuh beyitlere de tesadüf edilir, Aşk, şarap ve rindliği terennüm eden: Mescidde riyâ-pîşeler etsün ko riyâyı Meyhaneye gel kim ne riya var ne mürayî beyti meşhurdur. Nedim'i hatırlatan şu tanınmış beytinde de, İstanbul güzellerini anlatır: Korkarım cennetde de uşşak rahat görmeye Öğrenirse şîve-i hûbân-ı İstanbulu hûr
Sayfa 21 - Akçağ Yayınları:183 Divan Şiirleri/ Biyografi İnceleme:5·Kitabı okudu
Edebiyat