Nasıl ki sırrı çözülen aynada hiçbir şey görünmezse
Göremezler baksalar da birbirlerine
Ayna! Ey güzel ayna! Kaç masal geçti senin içinden, sen kaç masalın içinden geçtin, neler saklı dilsiz derinliklerinde, sen beni gör yeter, ben seni göremesem de.
Ey başkalarının gözleri, mavi, masmavi nazarlar,
sizler için yaşıyoruz kefene kadar biçilmiş günlerimizi
size soyunuyor, size giyiniyoruz üstümüzde ne varsa
sizler için geçiyoruz içini boşalttığımız günleri
bize değmeyeseniz diye vazgeçiyoruz kendi gözlerimizden
Başkalarının gözleri için yaşıyoruz başkalarının hayatlarını
Bunu deliyken anlıyoruz, başkasıyken anlıyoruz, ötekiyken anlıyoruz, uçurumun başındayken anlıyoruz, ateşin kıyısındayken anlıyoruz, ölümün eşiğindeyken anlıyoruz
Ya da hiç anlamıyoruz, başkalarının gözlerini kendimizin zannedip ölüp gidiyoruz.
Kureyşa - Bir giz, bir giz arıyorum. Kendi kendime kurduğum bir şey yok. Kendim yokum ki, kendi kendime kurduğum bir şey olsun. Tül gibi, duman gibi, sis gibi havanın içindeyim. Kendi sisimden kendimi göremiyorum.
Hazer Bey - Sözlerin de tül gibi, duman gibi...
Kureyşa - Belki de kendimi bir gizde arıyorum. Bir hiç olan kendimi.
Eğer öyle olursa, kendime katlanabileceğim belki.
Olmayan kendime.