Okuduğum en zor ve en dikkat dağıtan bilimkurgu kitaplarından biri olduğunu söyleyerek inceleme yazıma başlıyorum. Kitabımızın adı ZANZİBAR İSTİFİ.
Önce kitabın adından başlayalım. “Zanzibar İstifi” adı bana ilk olarak garip ve gerilimli gelmişti. Ama aslında Afrika’nın kıyısında gerçek bir ada burası. İstifi kelimesinin gerçek anlamını da kitabı okudukça anlıyoruz. Kitabın geçtiği dünyada, çok fazla insan var. Kitabın ana konularından biri de bu zaten. Dünya nüfusu çok fazla. İstifli…
Kitap 1960’larda yazılmış ve 2010 yılını konu ediyor. Kitabın yazıldığı zamanları düşününce, 2010 aslında çok uzak bir gelecekti. Ama şu an 2025 yılındayız ve yazar öngörülerini gerçekleştirme konusunda büyük ölçüde başarılı olmuş diyebiliriz.
Mesela kitapta nüfus fazlalığına değinildiğini bahsetmiştim. Şu anda da büyük bir barınma krizi yaşıyoruz. Romanda dünyadaki insan sayısından ötürü yiyecek, su ve yaşayacak yer bulmak çok zor. İnsanlar stresli, ülkeler birbirleriyle kavga ediyor biraz da kaos içinde bir dünya var. Tam da yaşadığımız 2025 yılı gibi. (Kopenhag hariç. Geçen ay gidip gördüm. Onlar evcilik oynuyorlar.) Mesela ayrıcalıklı bir kesimin, geceleri halk arasında dolaşması bile oldukça riskli bir durum olabiliyor. Bunun için son teknolojik güvenlikle donatılmış taksiler var vb. gibi.
Teknoloji konusunda da günümüzdeki yapay zekayı, süper bilgisayarları, daha sağlıklı çocuklar doğurmak için gen teknolojileri ve testleri detaylı anlatması güzeldi. Bu noktada yaptığı geleceğe atıfları da çok başarılı buldum.
Kurguya biraz daha derinlemesine bakalım. Hükümetler “Kim çocuk sahibi olabilir?” gibi kurallar koymuş. Çok çocuklu olmak düşmanca karşılanıyor. Çocuk sahibi olacaksanız eğer çok detaylı testlerden geçmeniz gerekiyor. Genetik bir hastalığınız var ya da testlerde çıkarsa