Özlem Koyunsever

Özlem Koyunsever
@Mimarhanim
7 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Toprakları kederden başka mahsul vermeyen, harap bir ülke uzanıyordu göz alabildiğine. Her bir yeşil yaprak, her bir ot ve tahıl tanesi, en az ülkenin sefil insanları kadar âciz ve kurumuştu. Her şey boynunu bükmüştü; mahzun, örselenmiş ve kırık döküktü. Haneler, çitler, evcil hayvanlar, erkekler, kadınlar, çocuklar ve onlara can veren toprak; hepsi tükenmişti...
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Yalnızlığın avantajlarıyla çevrelenmiş olmak, derin derin düşünmek için bulunmaz nimettir ve kaderini, senin etkileyebileceğinden çok daha olumlu etkileyebilir.
Askerî bilgiden yoksun subaylar; geminin ne olduğunu bile bilmeyen denizciler; devletin gidişatından bihaber devlet memurları; şehvetli bakışları, gevşek dilleri ve gayriahlakı yaşamlarıyla, olabilecek en dünyevi din adamları oradaydı; hiçbiri liyakat sahibi değildi fakat hepsi rezilce öyleymiş taklidi yapıyordu; hepsi bir şekilde Monsenyör'ün tarikatının bir parçasıydı, bu yüzden de herhangi bir maddi getirisi olan tüm devlet pozisyonlarında bunlar görev alıyor, paraya para demiyorlardı.
Çirkin bir sözcük olan önyargı ile tertemiz bir sözcük olan inancın ortak bir noktası var: Her ikisi de mantığın bittiği yerde başlar." "Çok acayip, değil mi?"
Doğuştan kör... Gözleri görmeyen. Bay Stone. Bay Stone dün kiliseye bir gözcü dikti. Bana da bir tane bulmalıydı. Bana yol gösterecek, önden gidip gördüklerini her saat başı bana açıklayacak bir bekçiye ihtiyacım var. Bana birinin şunu ya da bunu dediğini, ama şunu ya da bunu kastettiğini söyleyecek, tam ortaya bir çizgi çekecek ve şurada şu adalet var, orada da o adalet var diyecek, bana aradaki farkı anlatacak bir gözcüye ihtiyacım var..