Söz et bana kuşakların kadım geçmişinden, çünkü usandı kulaklarım rüzgarın uğultusundan, havanın inlemesinden. Kapıları pencereleri kapat iyice, zamanın öfkeli yüzünü görmek ruhumu sıkıyor; oğlunu yitirmiş bir anne gibi, karlara gömülmüş kentin manzarası hançerliyor kalbimi...
Bak, sarardı ağaçların yaprakları, yaz mevsiminin veda ettiği ölü çiçekleri kederle örtmek için yapraklardan bir kefen yapmak ister gibi rüzgar da dağıttı onları, haydi gel ocağımıza dönelim.
Haydi, kalplerimizin en derin yerine aşkla serpilen sadakat tohumundan mutluluk tanelerini toplayan ruhun yaptığı gibi , gel de toplayalım toprağın meyvelerini.