Hülya Yücel Ergün

Hülya Yücel Ergün
Ses Söz Arpacık
Uluslararası İlişkiler
316 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Önsözden
"Çok çalışıyoruz ve çok eğleniyoruz, ancak atalarımızdan daha çalışkan ya da eğlenmeye daha meraklı olduğumuz için değil bu, kendi kaygılarımızın ve korkularımızın sesinin durgunluğu altında ezilmeyelim diye durmaya cesaret edemiyoruz." Peter J. Gomes
Sayfa 16
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Sanat ilgi içinde doğar. Ebesi ayrıntılardır. Sanat, acıdan fışkırıyor gibi gözükebilir ama belki de bu, acının ilgimizi ayrıntılara yöneltmesinden kaynaklanmaktadır."
Eşyalaşan Hayatlar
Modern hayat her şeyi eşyaya dönüştürüyor. Bunu en çok reklam sektörüyle yapıyor. Bir kişi olabilmek için bir şeyler yapmayı değil bir şeylere sahip olmamız gerektiğini söylüyor. Modern hayat bir şeyler satın almamızı, en iyisini almamızı çünkü buna değeceğimizi söylüyor. Eskiden sadece yetişkinlere yönelik reklam yapılırken, günümüzde çocukları hedef alan reklamlara dolarlar harcanıyor. İnsanlar artık düşünmüyor, günlük koşuşturma arasında sadece istiyor. Yeni ilkemiz “İstiyorum, o halde varım.” Eşyanın sözlük anlamı Türk Dil Kurumunda şöyle: “Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.” Başka bir anlamı yok. Her nasıl oluyorsa biz eşyalara duygusal, simgesel anlamlar yüklüyoruz. Arabamız kişiliğimizin bir uzantısına dönüşüyor, tenceremizin markası hanımlığımızın kalitesini simgeliyor, evimizin dekorasyonu sözde bizi yansıtıyor, kıyafetlerimizse bizde bir tarz olduğunu el aleme ilan ediyor. Bu işte bir yanlışlık olduğunu içten içe biliyoruz. Her gün karşılaştığımız insanlar da bizim gibi eşyalara anlamlar yüklüyorlar ve sahip olunan eşyalar toplumda gizli bir dil meydana getiriyor; her birimizin ne kadar özel olduğunu, benzersiz ve değerli olduğunu anlatmasını umduğumuz bir dil. Bu dili konuşmak ancak ayrıcalıklı insanlara verilmiş, yani parası olanlara. Zenginlerin bu dilden konuşması ve bu dille anlaşması değil meselemiz. Parası olan konuşur ama zengin olmayanların bu dilden anlaması, bu dili konuşmaya çalışması bir krizin doğmasına sebep oluyor: Borç krizi. Yıllarca ödenen kredi taksitleri, limiti aşan kredi kartları, ev borçları, tadilatlar, yeni mobilyalar, beyaz eşyalar, genç odası takımları, misafir takımları… Eşya bize değil biz eşyaya hizmet ediyoruz adeta. Kendimize değil eşyaya çalışıyor, kendimize değil eşyaya yatırım
Toplumun Aynası Olarak Dilenciler
Doğa, her canlı için sofra kurar. Ayılar nehir ağızlarına gidip balıkları bekler, arılar çiçekten çiçeğe konar. Şüphesiz, her canlı kurulan sofraya oturmak için bir miktar emek sarf eder. İnsan için de böyledir bu. Sofra kurmak için insan toplar, ayıklar, keser, doğrar, yüzer ve pişirir. Doğa her canlı için küçüklü büyüklü sofralar kurar. Siz benim doğa deyip durduğuma bakmayın, sofrayı kuran ve buyur eden Allah’tır. Allah rızk verendir. Biz sofraya oturmak için bir miktar emek sarf etmeliyiz sadece. Mesele şu ki, sofra yalnız bizim için kurulmuyor. Oturduğumuz her sofrada bir yetimin, yoksulun, halini söyleyemeyenin hakkı var. Nasıl ki aslan avladığı hayvanın etini tek başına yiyemiyor, diğer canlılarla paylaşmak zorunda kalıyorsa, bizim soframızda da başkalarının nasibi var. Ne yazık ki bizler sofralarımızı yalnızca ailelerimize ve eşe dosta açıyoruz. Eskiden, tek katlı evler varken, dilencilere balkonda yemek yedirilirdi. Apartmanlara geçişimizle bu adet de yok oldu. Şimdi dilenenin bizden daha zengin olup olmadığını sorguluyoruz kendimizce. Şüphesiz dilenciliği meslek haline getirenler kadar, zorla dilencilik yaptırılanlar ve gerçek ihtiyaçtan dilenenler de var. Dilenciliği meslek edinenlerin en ilginci Kırşehir’in bir köyünde yaşayan insanların yaptığı dilencilik olsa gerek. Celalettin Vatandaş’ın yaptığı ‘Dilenciler ve Dilencilik’ başlıklı araştırmasına göre bu dilenciler, dilenmek için gittikleri şehirlerde bazen birkaç gün kalmak için bir otele yerleştiği ve o günlerde dilenmeye devam ettikleri yazıyor. Dilenme teriminden hoşlanmıyorlar ve pazara, işe, ticarete gittiklerini söylüyorlar. Aslında yoksul olmadıkları, ekip biçmek için verimli arazilere sahip oldukları halde, kendilerine rızk kapısının dilencilik yönünden açıldığını iddia ediyorlar. Belediyeler

Hülya Yücel Ergün

, 2019 okuma hedefini güncelledi.
Hadi bakalım.
2019 OKUMA HEDEFİ
25/25 kitap - %100 tamamlandı
25 kitap okudu
25 kitap
6,4bin sayfa
12 inceleme
359 alıntı
kitap