Hülya Yücel Ergün

Hülya Yücel Ergün
Ses Söz Arpacık
Uluslararası İlişkiler
316 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2024 20. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2024 20:31
Yaşamımızı biz mi inşa ederiz yoksa hayat bizim için mi inşa eder yaşamlarımızı? Bir dileğimiz varsa, dileğin gerçekleşmesini beklemekten başka elimizden bir şey gelmiyorsa, beklemekten başka ne yapabiliriz ki? Bekleyiş sıkıcı, bunaltıcı olsa da hayata bağlanma noktası olarak bir bekleyişe bağlanmamız mümkün mü? Bütün hayatımızın anlamı o bekleyişe yüklenmişse insan ne ile yaşar öyleyse? Beklemekle. Olmayanı beklemekle. Hangimizin hayatının bir dönemi Tatar Çölü’ne düşmüyor ki? Bastiani Kalesi’nde gözleri Kuzeyden gelecek düşmanı bekleyen yetenekli askerlerin hikayesi Tatar Çölü. Düşmanın geldiği güne hazır olmak için tutulan nöbetler, alınan sıkı güvenlik önlemleri, tüm hazırlıklar, gözlemler... Hepsi o gün için. Tatar Çölü, dileklerin gerçekleşmesinin hikayesi bir bakıma. Israrla beklenen o gün uğruna feda edilenlerle bakınca, o günün gelmemesini dilemek mümkün değildir. Ama hayat gerçekten tuhaftır ve dilekleri bazen tam da ona ihtiyaç duymadığın yahut hazır olmadığın anda gerçekleştirir. Bu yüzden hayırlısı diye dua ederiz bizler, çünkü duamızın gerçekleşmesinin yerini, zamanını, o anki sağlığımızı bilemeyiz. O günün gelmesini dilemekten vazgeçeceğin zamanlar olur bir anlık da olsa. Hayatlarımızı dilekler mi inşa eder, karşımıza çıkan fırsatlar mı? Tatar Çölü, yeteneğin, gençliğin nasıl boşa verildiğine, ziyan edildiğine dair bir örnek ama en can alıcısı, o olmayan dileğe bağlanmak: kalenin sarı duvarlarında, tutulan nöbet düzeninde, kaledeki simalarda. Kitabı okurken, hiçbir şeyin olmayışının nasıl böyle anlatıldığına şaşıyorsunuz bir yandan. Beklenen gün geldi mi, gelecek mi umurunuzda olmuyor artık. İnsanın o sarı duvarlara bağlanışını, büyüdüğün şehirde bir yabancı olmayı, ait olduğun yeri içsel olarak yitirmeyi, ait olmadığın bir yere yavaş yavaş ait olmayı
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·312 syf.··
2024 4. kitabı
Bir şeylerin yanlış gittiğini hissettiğimiz ama tam olarak ne olduğunu söyleyemediğimiz ilişkilerimizi daha net görmemizin önünü açan bir kitap. Verdiği örneklerle konuyu teorik düzlemden çıkartıyor ve pratikte bu işin nasıl olduğunu gösteriyor. Gasligting Etkisini anladıktan sonra ne yapacağımız konusunda da yol gösterici. Tavsiye ederim.
Psikoloji
Gaslight Etkisi - Psikolojik ManipülasyonRobin Stern · Diyojen Yayıncılık · 2023197 okunma
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2024 21:17
Bireysel sağlık sorunlarımızın, içinde yaşadığımız kültürle ve ilişkilerle olan bağlantısı, Gabor Mate'nin okuduğum üç kitabında da vurgulanıyor. Bu kitabında DEB'in oluşumunu hem fizyolojik açıdan, hem genetik açıdan inceliyor ve sorunun asıl kaynağının genlerden mi yoksa ilişki kaynaklı mı olduğu üzerine epey tatmin edici açıklamalarda bulunuyor. Kendi hayatından örneklerle... İyi okumalar.
Dağınık ZihinlerGabor Mate · Hep Kitap · 20221,098 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2023 6. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2023 10:09
Anlattığı konu mu ilginçti, yazarın konuyu işleyişi mi bilmiyorum. Konu derken, sıradan bir hayat tabi ki. Yazar biri, hiçbiri ve binlercesi olmayı, başkalarının gözündeki Moscarda'yı kendi gözünde algılayışını, algılayamayışını bu biçimde anlatmış ki, insan okurken, 'başka biçimde anlatılamazdı zaten' diyor kitabı bitirirken. Anlatma biçimi açısından dikkate değer bir kitap. Sorguladığı gerçeklik ise insanın bildim dediği şeylerin üzerine soru işaretleri bırakıp geçiyor. İyi okumalar.
Biri, Hiçbiri, BinlercesiLuigi Pirandello · İthaki Yayınları · 20215,7bin okunma
10/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2023 07:18
"Hıristiyan değilsen Hıristiyan'a dönüşmek, halihazırda Hıristiyan sayıldığın durumda Hıristiyan'a dönüşmekten daha kolaydır." Tanrı'ya İhtiyaç Duymak, Soren Kierkegaard Bu kitabı okurken, Hristiyan yazan yerlere Müslüman koyduğumda, kitap geçmişten gelip bugüne bir şeyler söyleyen ama bugünden söyleyen bir havaya bürünüyor. İman, inanan, bozulma, yozlaşma aynı. Kendi toplumumuzda inananların sınavlarını geçmişin farklı dindeki toplumlarında görmek tuhaf gelse de, vahyin tekliği karşısında hayranlık duymak da bir o kadar keyifli. İnsan, vahiy ve iman. Bir döngüyü izler gibi. Farklı aktörlerin, birbirlerini öcü zanneden ama birbirinin aynı imana, zaaflara ve inkarlara sahip aktörlerin oynadığı tek bir oyun gibi. Dünya kurulalıberi şirk en büyük zulüm, yanlış iliklenen ilk düğme ve öyle olacak. Sarp yokuş inananların önünde hep duracak. Tanrı'ya İhtiyaç Duymak adlı eserdeki denemeleri, Müslümanlığa uyarlayarak yeniden yazsak, zaten söylediğimiz şeyleri yazmış oluruz. Teslise gönderme yapan kısımları çıkardığımızda bu kitap, bir Müslüman din adamının müslümanlara verdiği öğütten, hilelere dikkat çeken misallerden ibaret bir kitaba dönüşür. Vahyin tekliğinin, Rabbin tekliğinin güzel ve okunası işaretlerinden. Vesselam.
Tanrı'ya İhtiyaç DuymakSoren Kierkegaard · Zeplin Kitap · 2018353 okunma