“Uygarlık insan imalatı olan bir dünyaya işaret eder. Etrafımızda kendimizi yansıtmayan neredeyse hiçbir şey göremeyeceğimiz noktaya gelene dek doğayı geri püskürtmek anlamına gelir. (…) Karşılaştığımız hemen her şeyin kendi elimizden çıktığı bir dünya her türlü aşkınlıktan arınmış görünür. Gerçeklik sadece kendi ihtiyaçlarımızı ve yetilerimizi kapsar hale gelir. Belki de bu yüzden Batı uygarlığının en önemli meselelerinden biri arzudur ve ona aşkınlığın sekülerleşmiş versiyonu denebilir. Faust efsanesinin Batı mitolojisinde bu kadar geniş yer tutması tesadüf değildir. Arzu insanlığın içinde bir boşluk açar; varlığın üzerine yokluğun gölgesini düşürür; bizi, verili olanı bırakıp ulaşılmazın peşine düşmeye iter. Bu açıdan arzu uygar varoluşun esas dinamiği olarak görülebilir.”