Hülya Yücel Ergün

Hülya Yücel Ergün
Ses Söz Arpacık
Uluslararası İlişkiler
316 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
“(…) makinelerimiz rahatsız edici derecede canlılık sergilerken, kendimiz ürkütücü derecede atalet içindeyiz. Haraway İnsanı Yeniden Düşünmek, Kolektif
Sayfa 351·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Batı Avrupa’da Kopernik’le başlayan kozmolojik devrim, insanı, evrenin merkezi/efendisi konumundan indirip herhangi bir galakside yaşayan sıradan bir varlığa dönüştürmüş, Darwin’le başlayan biyolojik devrim, insanı, dünyanın efendisi konumundan indirip olağan bir canlıya çevirmiş, Freud aklın arkasındaki akıl dışının krallığına işaret ederek insanın kendisinin bile efendisi olamayacağını iddia etmiş, çağdaş sinirbilim alanındaki gelişmeler, insanın varlığının diğer doğa olaylarının karmaşık bir uzanımı olduğunu ima etmiştir. Modernleşme süreci ve Aydınlanma sonrası bilimde meydana gelen büyük atılımlar, insanın ayrıcalığı, biricikliği ve üstünlüğü fikirlerini sarsmıştır.” Esra Kartal Soysal
Sayfa 317·Kitabı okudu
“Dile düşen her şeyin anlam yitimine uğraması, yok etmenin, çağımıza özgü formu olan çoğaltma yoluyla gerçekleşmektedir.” Kasım Küçükalp
Sayfa 309·Kitabı okudu
“Arzularla arzu nesnelerinin eşzamanlı üretildiği bu dünyada, herkes olanca farklılıklarıyla birlikte, kendi renklerine boyanmış aynı arzu nesnelerine koşmaktadır telaş içinde. Büyük kapitalistler yani modern Mevlanalar, ‘ne olursanız olun gelin’ diyen hümanist tüccarlarıdır tüketim kültürünün. Müslümana yeşil, komüniste kızıl, hip hopçuya siyah renge boyanmış aynı arzu nesnesi servis edilmektedir. Herkesin aynı şeyleri arzuladığı ve gerçekte kimsenin olmadığı kitle içinde ise farklılıklar, yitip gitmiş, kişi, kendisi olma imkanını büsbütün kaybetmiştir.” Kasım Küçükalp
Sayfa 309·Kitabı okudu
"İmajinatif bir varlık düzleminde, var olmanın ölçütü olarak, Descartes'ın; 'düşünüyorum, o halde varım' düsturunun yerini 'görünüyorum, o halde varım' düsturu almıştır. Kafeler, restoranlar ve avmler, insanlara var olma hissiyatı aşılayan imaj ticarethaneleri olup çıkmıştır. Ayna karşısındaki insanın, kendi varlığını dahi göremediği, kendini başkalarının bakışları ile görme telaşına düştüğü imaj dünyasında, bakışların insafına bırakılmış varlıklar, bakışlarla varlık kazanıp bakışlarla varlık yitimine uğrar hale gelmişlerdir. Kendi varlığından neşet eden bir değeri olmayan insanın değeri ise imaj değeri olan marka ve mekanlarla yalnızca hissiyattan ibaret olarak tesis edilmek durumundadır." Kasım Küçükalp
Sayfa 308·Kitabı okudu