“Kimi zaman toplum, çabaları bütünlüklü bir eser meydana getirsin diye kadını ‘aziz’ olmaya, aydınlanmış olmaya, siyaseten doğru olmaya, tertipli düzenli olmaya zorlar. Eğer toplumun önünde eğilir ve uyum göstermeye dönük anlamsız baskılara razı olursak, dışlanmaktan kurtuluruz, ama aynı zamanda vahşi hayatımıza da ihanet edip onu tehlikeye atmış oluruz.”
"İnsanların önünü aydınlatan bilginin Doğu'ya da Batı'ya da ait olmadığını söyleyen Kur'an, bize bilginin üretildiği coğrafyanın değil, temsil ettiği hakikatin peşinde olmamız gerektiğini öğretmektedir."
Her ilişkide kapanmayan bir mesafe mutlaka vardır, her iletişimde, onlarca köprü kurulsa bile, kurulamayan bir köprü. O mesafeyi, o kurulamayan köprüyü benliğin ve özgürlüğün sigortası olarak görüyorum. Bireyselliğimiz orada korunuyor. O kurulamayan köprü ve kapatılamayan mesafe olmasaydı, ilişki içinde erirdik. Ben diye bir şey kalmazdı. İlk bakışta bu bir idealmiş gibi gelse de, erime bir kula kulluk biçimine dönüşebilir.