📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“İnsanı tanımak isteyen, kendisinden başlamak zorundadır. Zira en kolay, açık ve dolaysız bilgiye ulaşabildiğimiz insan kendimizden başkası değildir.”
Kitap bu vurucu cümleyle beni içine aldı ve neden okumalıyız, neyi öğreniyoruz, bunu ne için yapıyoruz gibi soruların farkında olarak başlangıç yaparsak yolun devamında istediğimizi inşallah elde etmiş olacağız. Kitapta 6 ana bölüm var; giriş, deneyim, kitap seçimi, zaman yönetimi, okul, akademi ve sonuç. Beni en çok deneyim kısmı etkiledi. Çünkü reel hayatın içinden bir yaklaşımla konuya giriş yapması aslında neden okuyup öğrenmeliyiz sorusunun cevabı da olmuş oluyor.
“Öğrenmek yaşamayı öğrenmektir.”
“Bakmayı bilen bir göz baktığı her yerden bir şey öğrenir. Yaşama dair meşguliyetler, hayatı ciddiyetle gözlemleyenler için boşa giden vakitler değildir.”
“Aile ile ilgilenmek vakit kaybı mıdır?” sorusunu açtığı kısım bence kitaptaki en mühim kısımdı. Çünkü birçok insan ilim tahsili yaparken kendi ailesini ihmal etme tehlikesine düşüyor. Çoğu zaman aklımı kurcalayan acaba bu çağa çocuk getirilir mi, zaman kötü vb. gibi sorularıma cevap oldu. Şöyle söylüyor yazar;
” Kendimde de müşahede ettiğim bir diğer nokta, evlat sahibi olmanın insanı genç bir erkek olmaktan “baba” olmaya götürdüğü, böylece hayatındaki her şeyin değiştiği gerçeğidir. Bir baba, çoğu zaman bir gence nazaran nefsine daha hakimdir. Nefsini evladı için pek çok durumda dizginlemektedir. Artık gençliğine oranla havailiği azalmıştır. Nefis terbiyesinin ilim tahsilindeki öneminden bahsetmesi anlamında bu ifadeler çok anlamlıydı benim için.
Çocuk yetiştirmek 3 soruyu bize sıkça sordurur diyor yazar;
1-Çocuğmu ahlaken nasıl yetiştirebilirim?
2-Çocuğumu dinen nasıl yetiştirebilirim?
3-Çocuğumun teorik eğitim sürecini nasıl yönetmeliyim?
3 soruyla da yazar kendi