O anda, ne kadar dehşet verici olursa olsun hiçbir rüyanın, bizi çevreleyen ve kendisinin sarstığım takdirde adamın uyanacağı kampın gerçeklerinden daha kötü olmadığının, yoğun bir şekilde bilincine vardım.
Bu tür durumlarda insanı en çok yaralayan şey ( ki bu hem yetişkinler hem de cezalandırılan çocuklar için geçerlidir) fiziksel acı değil, haksızlığın, mantıksızlığın verdiği ruhsal ıstıraptır.
Şimdi bize, insanın kabaca her şeye alışabilen bir varlık olarak tanımlayan Dostoyevski'nin sözlerinin doğru olup olmadığı sorulacak olursa, cevabımız, " Evet, insan her şeye alışabilir, ama nasıl olduğunu bize sormayın," olacaktır.
Psikiyatride " af yanılsaması" denilen bir durum vardır. İdama makhûm edilen bir insan, infazından hemen önce, son dakikada affedilebileceği yanılsamasına kapılır. Biz de umut kırıntılarınına dört elle sarılmıştık ve sonuna kadar, çok kötü olmayacağına inanmıştık.