Bir şarkı büyütüyorum, ömrüme benzeyen
sabah kadar uçuk, akşam kadar acı
rengi dört mevsimin uyumsuz karışımı
acemi bir şarkı...
umuda ve gerçeğe böyle katlanıyorum...
#46390916
“Doğruca soralım: Devrim nedir?
iki ölü, karanlık yıldız, sağır edici, işitilemez bir çarpışmayla birbirine girerek yeni bir yıldızı tutuşturur: Devrim budur. Bir molekül yörüngesinden çıkıp komşu atomik evrene dalıverir
ve yeni bir kimyasal element ortaya çıkarır: Devrim budur. Lobaçevski tek bir kitapla bin yıllık Öklit evreninin duvarlarını
yıkarak sayısız Öklit dışı uzama kapı açar: Devrim budur.
Devrim her yerde ve her şeydedir.
Devrimin yasası kızıl, alev alev ve ölümcüldür fakat ölüm yeni bir yaşamın, yeni bir yıldızın doğuşu demektir.
“Eskiden bilmezdim, şimdi biliyorum, siz de biliyorsunuz:
Gülüşler farklı renklerde olur. Gülmek içinizdeki patlamanın
sadece uzaktan gelen yankısıdır; belki kutlamaların renkli,kırmızı , lacivert, altın havai fişekleri gibidir, belki de insan bedeninin havaya uçan parçacıklarıdır...”
“Şimdi, bana en son sayıyı söyle bakalım.
"Yani? Ben... sonuncu derken neyi kastettiğini anlamıyorum "
"Bilirsin işte, sonuncu, en yüksek, en büyük."
"Ama I, bu çok saçma . Bir kere, sayıların sayısı sonsuzdur, sen hangi sonuncudan bahsediyorsun?"
"Peki sen hangi son devrimden bahsediyorsun? Sonuncu diye bir şey yok, devrim sonsuzdur. Son çocuklar içindir, çocuklar sonsuzluktan korkar, çocukların geceleri rahat uyuyabilmeleri için gereklidir bu..."
"Demek ki seviyorsun. Korkuyorsun çünkü senden güçlü, nefret ediyorsun çünkü korkuyorsun,
seviyorsun, çünkü ona boyun eğdiremiyorsun. Ne de olsa sadece boyun eğdiremediğini sever insan."
"Evet, aynen öyle. Özellikle de bu yüzden.