Saçma ve çılgınca bir tutku uğruna hepsine ihanet ettiğimi onlar unuttuğumu verene değilse terk etmek üzere oldum haykırmamak için kendimi zor tutuyordum.
Büyük büyük laflarla ruh mana duygu dediğimiz acı ve israf dediğimiz şeylerin gerçekte ne kadar da güçsüz zavallı acı veren şeyler olduğunu korkuyla şu anda hissediyorum çünkü bütün bu yaşadıklarım en aşırı düzeyde bile olsa acı çeken kıvranan insan bedeninin tamamen yok etmeye yetmiyor çünkü böyle anlarda bile insan üzerine yıldırım düşen bir ağaç gibi yere ser ilmek yerine damarlarında akmaya devam eden kan sayesinde ayakta kalabilir.
O saniyede yaşadığım şaşkınlığa ve insanı dedirten güçsüzliğe benzer bir şeyi hayatımın ne öncesinde ne de sonrasında yaşadım çünkü en pervasızca şeyleri yapmaya hazırdım hayatımdaki her şeyi sahip olduğum biriktirdigim her şeyi bir çırpıda bırakıp gitmeye hazırdım o anda adeta tutkularımın kendini kaybetmişcesine başını tosladığı bir anlamsızlık duvarı yüklemişti önümde.
Oysa onlar sorarken ve aralarında görüşürlerken ben hasta hırsınla hücrem'e geri götürmeni bekliyordum oyunumu o delice oyunumu devam edeyim diye bir yeni parti bir daha bir tane daha bir tane daha her ara verme benim için bir rahatsızlıktı gardiyan hücrem temizledi 15 dakika yemek getirdi 2 dakika bile hararetli sabırsız acı çektiriyordu bazen akşamları yemek dolu kalk dokunulmamış duruyordu oyunun üzerine yemek yemeyi unutmuştum Bedensel hissettiğim tek şey korkunç bir susuzluktu herhalde çokta sürekli düşünüp oynamanın ateşli olup olmamalı şişeyi iki yılda bitirip gardiyana bir tane daha getirsin diye zorlarken bile hemen ardından dilimin damağını yapıştığını hissederdim .