Ertelenmiş ağlamalarım ve gözyaşlarımı bulutlara emanet verdiğim. İçimde kırk yara, kırk pişmanlık! Dili susturmak kolay da, ya kalbi susturmak! Içine atmak ise görmezlikten gelinen bir mutsuzluğun sessiz şahidi.
Dağ başında
Rastladım ak sakallı birisine
Bin yıllık bir halıya bin yıldan beri
Bağdaş kurmuş bir çınar gibiydi
Sordum ona
Aşk ne ustam, hayatın sırrı ne?
Tepeden tırnağa aşığım ben
Koskoca bir hayat var önümde
Sevda kuşun kanadında
Ürkütürsen tutamazsın
Ökse ile sapanla
Vurursun da saramazsın
Hayat sırrının suyunu
Çeşmelerden bulamazsın
Ansızın bir deli çaydan
İçersin de kanamazsın
Yokluğu hissedilen bir varlığın anısı yüreğin karanlıklarında aydınlanır;gözden kayboldukça daha fazla ışıldar;umutsuz ve karanlık ruh ufukta içsel gecenin yıldızı olan bu ışığı görür.