Okunması zor bir kitap, bir roman beklemeyin sakın yazar 1928'li yıllarda kadın ve erkek haklarına edebiyat dünyası açısından eleştirilerde bulunuyor.
Kadınlarında erkekler gibi eşit ayrıcalıkları olmalı diyor ama bir taraftan da o dönemde kadınların var olmak için çok da çaba sarf etmedikleriden yakınıyor.
"Bir kadının parası ve kendine ait bir odası olmalıdır" diyerek kitabında cinsiyetçi ayrimlar yerine eşitlikçi bir yaklaşımla var olmak istediklerini vurguluyor.
Açıkçası okurken biraz zorlandım, bu durum günümüz kadınlarının sahip oldukları haklarla o dönem kadınlarının haklarının arasında bulunan kabullenilemez farklardan kaynaklansa gerek diye düşünüyorum ya da benim beklentilerimle alakalı da olabilir. Yavaş sindire sindire okunması gereken bir kitap...
Nora Seed bir anlam arayışında hem de her açıdan. Davranışlarının sonuçlarında, başkalarının gözünde. İhtiyaç duyulan, aranılan insan olmak istiyor. Mutlu olmak istiyor ama nedir bu mutluluk tanımlayamıyor. Ne yaparsa kim olursa mutlu olur. İyi bir eş mi, bilim insanı mi, müzisyen mi, sporcu mu, zengin mı nedir insanı mutlu kılan? Peki yaşadıklarımız değil midir bizi biz yapan keşkelerimizle,iyikilerimizle... Aldığımız ya da alamadığımız her bir karar, karasızlıklarımız hep mi bizim kontrolümüzde? Norayla beraber hayatı sorgulamak güzeldi.