Ümmü gülsüm (r.a) şöyle diyor: Hazreti Peygamber (s.a.v)’in yalanın hiçbir şeklinde ruhsat verdiğini duymadım, ancak üç yer müstesnadır:
1. Kişinin müslümanların arasını bulmayı ve ıslah etmeyi kastettiği söz.
2. Kişinin savaş halinde müslümanların faydası için söylediği söz.
3. Kişinin hanımına, hanımın da maslahat için kocasına yalan söylemesi.”
(Müslim, Birr ve Sıla 27; Ebu Davud, Edeb 79; Edebu Beyhakî 95.)
Abdullah b. Cürad (r.a) şöyle anlatıyor: ‘Ey Allah’ın Resulü! Mümin bir kimse zina eder mi? dedim. Hazreti Peygamber (s.a.v) “Bu bazen olur” dedi. ‘Ey Allah’ın Resulü! Mümin bir kimse yalan söyler mi?’ deyince Hazreti Peygamber (s.a.v) “Hayır” dedikten sonra hemen şu ayet-i kerimeyi okudu: “Yalanı ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte bunlar asıl yalancı olanlardır.”
(Nahl,16/105; İbn-i Cerir et-Taberî, Tehzib 244; İbn Asakir, Tarihi Dımaşk 6-272)
“Üç haslet vardır. Kimde bu üç haslet bulunursa o oruç da tutsa, namaz da kılsa ve ‘ben Müslümanım’ da dese yine münafıktır.
1. Konuştuğu zaman yalan söylerse,
2. Söz verdiği zaman sözünü yerine getirmezse,
3. Kendisine bir şey emanet edildiğinde hainlik yaparsa.”

(Buhari, İman 25; Müslim, İman 25; Tirmizi, İman, 14)