Müptezeller, güzel olmak isteyen alkolikler, berduşlar, kardeşler... zembereği boşalmış hayat memat ezberleri, tek gözlü geceler. yeraltının karın gurultusuna, belalı bir gündüze sarılan cuaralar. uğultuların, yoksunluğun ve kaybeden delikanlıların romanı. emrah serbes, kenarların soluğunu dünyaya katlanamayan, kendine gömülen çocukları haykırarak anlatıyor.
emrah serbes'in bu adam neden yazıyor, edebi değil bik bik, diyenlere cevap niteliğindeki kitabı. hikaye boyunca bu tip kaygılara girmemiş olduğu hissediliyor zaten okurken.
serbes'in hikaye matematiği aslında oldukça şeffaf. örgüyü kur, aforizmayı çak. örgüyü kur, diyalogla zenginleştir aforizmayı yeniden çak. bunu ben yapsam eminim ki bir boka benzemez ama serbes yaptığında sahiden ama sahiden yüreğe değen bir şeyler çıkıyor.okuyucuya uyuşturucu kullanıyormuş gibi hissettiren etkili cümleler.
başarılı tasvirler
yüz gülümseten mekanlar
bazen boğazına erik gibi bir şey oturtan acıklı anlar ama tam üzülürken "hassiktir" çekerek kahkaha atılan kısımlar.yine yeniden beni aynı erken kaybedenler'de olduğu gibi bazen mutlu, bazen bombok ama neticede hissettiren bir metin çıkmış
emrah serbes'in seveni-sevmeyi bol, malum. kitabı da, yazarın gözümüzdeki değerine bakarak tartıyoruz sanki.
halbuki kitaptan geriye ne kaldığına bakmak lazım. Benim için tadı damakta kalan bir emrah serbes kitabıydı.
kitap hakkında biraz araştırma yaptım çoğu yorumlarda ergen kitabı diyen olmuş, bunu diyene taş atan olmuş, mükemmel diyen olmuş.sayfalarca analiz, eleştiri kasmışlar, ne gerek var? okuduk, zevk aldık bitti gitti. zaten kitabın kimliği de bu şekilde . bizim gibi orta-alt kesimin çocukluğundan-ergenliğinden çok izler taşıyor. Bence kitabın yazarı emrah serbes değil de daha isimsiz bir edebiyatçı olsaydı okuyucu izlenimleri böyle