Kendini incelediğinde sevdiğin insanlardan parçalar bulacaksın kıyıda köşelerde bile unutulmuş olsa o parçalar birbirini tamamlamadığı sürece bir yanın tamamlanmamış hissedecek. O tamamlanamamışlığın, kısık ama güçlü sesine kulak ver. Çünkü o ses senin gerçek sezginin iç güdünün sesidir. O ses asla seni doğru yola çağırmaktan çekinmedi, bıkmadı kısacası pes etmedi. Sen inatla onu duymak istemedin. Çünkü bilinmezlikten kaçarken, bir şekilde kaçmana yol açanların seni kendinden uzaklaştırdığını fark edemedin. Fark etsende bir şey yapamadın.
Ön plana almak istediğin şeyleri, seni dinlemeden ve tanımadan yargılayanları haklı sandın. Onların düşüncesini kendi doğrun kabul ettin.
O halde onlarla iletişimi kesmenin ve içinin onlara yakın hissetmemesinin bir nedeni olduğunu neden düşündüğünde suçlu hissediyorsun?
Bunun bilinmezliğinde kaygıların kor ateşlerde kavrulurken seni deli eden bir yanının baskın çıktığını hissettin. Bu olanlar seni deli ediyordu. Ne yapacağını bilemiyor dipte hissediyordun. Seni zayıf anında yakalamayı bekleyen kötü düşünceler tek bir saniye bile kaybetmeden sendelediğinde seni aşağı çekti. İşte bu yüzden anlamadan önce göreceksin. Ama kalp gözünle göreceksin.
Bazen ufak ve cılız bir loş ışık, yapay ışıklardan ve dikkatini yanlış yöne çeken ışıklardan çok daha iyidir. Karanlık ve sessizlik senin içsel yolculuğunda seni ruhunla bağını sağlamlaştıran en büyük ışığındır. Bu Dünyada herkes bir anlam aramaya çalışır. Ait hissettiğin yeri bul. Orada bulacaksın kendini, sana gülümsüyor halde. O benliğinin her zaman seninle olduğunu, uzaklarda değil içinde olduğunu o gülümsemeden tanıyacaksın. Kim demiş bazen anlatılan masalların bile gerçek olmayacağını? Gerçekliği ayırt eden şey frekanslarla ilgili değil mi ki zaten? Hayal etmeyi dene. Çünkü gerçek ile