Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Aysen Babayeva

ABD Virginia, Lorton'da bulunan bir hapishanede ağır hapis cezası çeken mahkûmlar ile yapılan uzun süreli bir araştırmada gündüzleri kendilerine bakmaları için küçük hayvanlar emanet edilen mahkûmlarda tahliye sonrasında yeniden suç işleme oranının % 20 olduğu, buna karşın böyle bir "duygulanım eğitimi" görmeyen kontrol grubunda bu oranın % 80'e ulaştığı saptanmıştır. Bu sonuç birçok şeye işaret etmenin yanı sıra, daha önceki bir zamanda duygularından kopmuş olan ve bu nedenle hem kendilerine hem başkalarına büyük zarar veren kimselerin canlı bir varlık karşısında yeniden duygular geliştirebildiklerini göstermektedir. Küçük hayvanlarla yaşadıkları, onlar için yeni olan bu deneyim sevgiye duydukları ihtiyaca karşı koymamalarını, bu ihtiyacı algılamalarını, baktıkları hayvan tarafından sevildiklerini hissetmelerini ve bu yoldan ilk kez bir tür öz saygı kazanmalarını sağlamıştır.
Sayfa 137Kitabı okudu
Reklam
Öykülerini unutulmuşluğun karanlığından çıkarmaya hazır olan insanlar başkalarını da aynı adımları atmaya yüreklendirecekler ve uyanan bu yeni bilinçle bugünkü "politikanın" bulanık ortamına şimdiye kadar olabildiğinden daha fazla aydınlık ve berraklık getirebileceklerdir.
Öfke sonunda yaşandıktan ve haklı bir nedene dayandığı anlaşıldıktan sonra yatışır...

Okur Takip Önerileri

Tümünü Gör
Demokrasimizin geleceği bireysel olarak atılacak bu adımlara bağlıdır. Sevgiye ve sağduyuya davet eden çağrılar duygulara berraklık getirecek olan bu adımlar engellendiği sürece sonuçsuz kalacaktır... Yanıtlar, argümanlar ileri sürerek nefret ile savaşamayız. Nefretin nereden kaynaklandığını kavramamız ve onu çözüp ortadan kaldırmamıza imkân verecek bir araçlar sistemi kullanmamız gerekmektedir.
Sayfa 132Kitabı okudu
Fakat gerçeği ve olayların içyüzünü bildiğimiz zaman hasta olmayız; kızar, küser, çaresizlikler içinde kıvranır, yas tutar ve bu duyguları özgürce yaşayabildiğimiz için de onları yapımızda sindirip kabulleniriz
Sayfa 121Kitabı okudu
Reklam
Başlangıçta her çocuk "kötülük" düşüncesini somut bir biçimde ana/baba evindeki yasaklara tabulara ve korkulara göre geliştirir. Bu düşünceden kurtulup, içindeki "kendi kötülüğünü" keşfedinceye ve bunu, içgüdülerinden kaynaklandığını anlayarak, örneğin "bozulmuşluk" ve fenalık" olarak değil de, küçükken aldığı ve bilincinden ittiği yaralara karşı gösterdiği latent/gizli bir tepki olarak yaşayıncaya kadar uzun bir yol kat etmek zorunda- dır. Çocuk yetişkinlikte tepkilerinin nedenlerini keşfedip bu gizlilikten kurtulmak imkânına sahiptir. Ayrıca bu gizlediklerinin güdümüyle başkalarına karşı bilmeden işlediği suçlar için onlardan özür dilemek imkânına da sahiptir... Aslında bu özrü yalnız baş- kalarına değil, her şeyden önce kendine borçludur: Çünkü insan çocukluğundan beri onu acılar ve kuşkularla ezen, bilincinde olmadığı suçluluk duygularını ancak başka yeni suçlar yüklenmediği zaman çözebilmektedir.
Sayfa 117Kitabı okudu
İnsanın öz annesi bu kadar tehdit edici olabilir mi? Evet, eğer anne kendi annesinin cici kızı olmaktan gurur duymuşsa, daha altı aylıkken altını ıslatmayı bırakmışsa, bir yaşındayken tama- men temizlenmişse ve üç yaşına gelince de küçük kardeşinin "an- nesi" olmuşsa bu derecede tehdit edici olabilir... Bu anne çocuğunda hep benliğinden ayırdığı ve hiç yaşama fırsatı bulamadığı o bilincine çıkmasından korktuğu yanını görür ve aynı anda da küçükken annelik ettiği ve şimdi kendi çocuğunun şahsında kıskanmaya belki de nefret etmeye mecbur olduğu o canlı, ele avuca sığmaz bebek kardeşini görür. Böyle bir anne çocuğunu bakışları ile terbiye ederek yola getirir.
Sayfa 107Kitabı okudu
Hasta bunları tüm kapsamı ile yaşarken en zararsız bir hareketinden dolayı bile kendini suçlar, adi ve kirlenmiş olduğu, çürüdüğü, bir "hiç" olduğu duygusuna kapılır. Utanma duygusunun bu kadar uzun bir süre boyunca bilinç dışında saklı kalmış olmasına, cinsellikte hiçbir sınır tanımayan aşırı liberal görüşle- rinin yanı sıra içinde var olabilmesine hayret eder. Ancak bütün bu duygu yüklü yaşantılar sonucunda, benliğinden kopuk olan önceki uyum döneminin korkaklığından dolayı olmadığını, aksine, ayakta kalabilmek için tek şansı, yok olma korkusundan kurtulmak için tek imkânı olduğunu kavrar.
Sayfa 107Kitabı okudu
Fakat bu duygudan da daha kalıcı olan yara insanın "ne ise o olarak sevilmemiş olması" sonucunda aldığı darbedir ve yası gereğince tutulmadıkça da iyileşmez.
Sayfa 106Kitabı okudu
Anne çocuğunu bir ayna gibi yansıtma işlevini yapamamışsa, çocuğunun varlığından mutluluk duyamayarak çocuğun "belli bir özellikte olmasına" bağımlı kal- mışsa, bu noktada bir ilk seçim yapılmıştır: "İyi" "kötü"den, "güzel" "çirkin"den ve "doğru" sanılanlar da "yanlış" sanılanlardan ayrılmış ve bu ayırımlar çocuk tarafından da içselleştirilmiştir
Sayfa 104Kitabı okudu
Reklam
İnsanlar -eğitim düzeyi ve kişilik yapısı bakımından çok farklı olmaları hâlinde bile- çocukluk yazgısına karşı koymak açısından büyük benzerlik gösterirler
Buna ek olarak birçok toplumda küçük kız çocukları ayrıca kız olduklarından dolayı da aşağılanır ve bu kızlar ileride anne olup yeni doğan bebek ve meme çocuğu üzerinde hâkimiyet sahibi olunca uğradıkları aşağılamaları en erken yaştaki çocuklarına devrederler. Bu koşullarda yetişen erkek (bütün insanlar gibi gerçekten sevilmiş olduğu düşüncesine sarıldığı için) kendi annesini yüceltir ve aşağılanmanın intikamını annesinden almak
Kişi bunalımlar ve "yatıştırıcılar" olmadan yaşamak istiyorsa, dayanağını kendi benliğinde, dolayısıyla ger- çek ihtiyaçlarına ve duygularına ulaşmakta bulmalı ve kendini özgürce ifade edebilmelidir.
Eğer bir insan uzun bir süreç içinde çocukluğunda hiçbir zaman olduğu gibi kabul edilip sevilmediğini, sadece performansından başarılarından ve niteliklerinden dolayı kullanıldığını ve çocukluğunu bir "sözde sevgi" uğruna feda etmiş olduğunu yaşayabilirse, bu gerçeğin al- gılanması onda mutlaka büyük sarsıntılara yol açar. Fakat bir süre sonra bu insan böyle bir "sevgiyi" elde etme çabalarına artık son vermek gerektiğini anlar, gerçek benliğini yaşamak ister ve bundan böyle "onu hep eli boş boynu bükük bırakmış", sadece şimdi uzak- laşmakta olduğu sahte benliğine yönelmiş olan bir sevgiyi hak etmek zorunda olmayı istemez.
kendimde neyi ne zaman yapacağımı bildiğime ilişkin bir güven duydum...
389 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.