Çok sevdiğim Rahmetli Celil Oker’e de göz kırptığı satırların yanı sıra okurken ister istemez ah Rıza dediğim için bu alıntıyı buraya iliştireyim. Not: Okumayanlar için spoiler olmaması açısından yazarın bu kitapta kendi yazdığı bir başka kitabına gönderme yaptığını söyleyip geçeyim. Daha önce o kitabını okumuş olduğum için gülümsetti: “Resepsiyonist 24 Rahmi ben kapıdan girince istemsizce gülümsedi. Ama insanı sinir eden cinsten değil ve sanki biraz da şaşkın bir hali vardı. Ben konuşmadan konuşması yasak olduğu için sadece yüzüme bakılıyordu. “İyi geceler Rahmi nasılsın?” “Sağolun Taner bey siz?” “Hayırdır sen neye şaşırdın böyle, aval aval bakıyordun?” “Şey, efendim, bir kitap okudum da.” “Neymiş? Yine o fareli olan mı?” “Yok efendim, bu başka. Sonuna şaşırdım. Bir adam var. Böyle kapıcı gibi bir şey bir handa. Romanın baş karakteri falan da değil.” “Eee? Ne var bunda bu kadar şaşılacak aslanım?” “Yok efendim öyle değil. Romanın sonunda romandaki bütün karakterlerin bu kapıcının kişilikleri olduğu ortaya çıkıyor. Yani herkes aslında bu adammış. Düşünsenize, ya biz de öyleysek?” “O ne demek lan öyle?” “Diyorum ki aslında bu otel falan, hiçbir şey yokmuş, siz, diğerleri, müşteriler falan hepsi benim kafamda kurduğum başka başka kişiliklerimmiş. Ne değişik olur değil mi? Bunu düşünüyordum.” “Saçmalama Rahmi. Bunlar sadece kötü romanlarda olur. Takılma. Gerçek hayatta göremezsin. Sen varsan herkes vardır merak etme….””