Kalk Çalış Başarısız Ol!Behçet Yalın Özkara
2004 yılında öğretmenlik yapmaya başlamış, 2008 yılından beri de tam zamanlı sözleşmeli olarak on yıl bir devlet Üniversitesi’nde çalışmış, sonra da 2018 yılından beri Ankara’nın bilinmeye başlayan bir vakıf Üniversitesi’nde yine tam zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışan biri olarak okuduklarım o kadar gerçek ki… Can acıtıyor… Akademiklink üzerinden ülkenin içinde bulunduğu akademikleşlik ile ilgili olarak yaptığı videolarda doğruları paylaştığı için şu an soruşturma geçiren kitabın sevgili yazarına adalet diliyorum.
Sakıncalı ÇökelekAtilla Taş
Şarkıları bana hitap etmedi hiç bir zaman. Tarzı da. Hamçökelek’den başka şarkısını da bilmezdim lakin. Yinede ince ve naif sesinin güzel olduğunu da düşünürdüm. Suçsuz ve haklı olduğunu bile bile, özellikle de akıbetinin ne olacağını bilmeden beklemek ne zor şey. İçten bir şekilde kendi süzgecinden geçirerek anlatmış yaşadıklarını.
Burası Radyo ŞarampolŞükran Yiğit
Kitapların üzerine okumaya başladığım tarihleri hep not alırım. Ama bu defa almamışım. O yüzden kitabı okuduğumu hatırlasam da ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum. Beğenmiştim sanki. Ama hiçbir şeyin altını da çizmemişim ve çok üzgünüm ki kitapla ilgili aklımda detay da kalmamış. Yorumlara baktım. Bir şeyler canlanır gibi belleğimin bir yerlerinde ama hiç berrak değil. Hızlıca bir de Storytel üzerinden dinleyeyim ki söyleşiye hazır olayım.
PigmeChuck Palahniuk
Chuck Palahniuk’un "Pigme" adlı kitabı, sadece 256 sayfa olmasına rağmen okuduğum diğer 5 kitabına nazaran 1 hafta gibi uzun bir sürede bitirebildiğim, zorlayıcı bir eserdi. Kitabın ikinci bölümünden itibaren sıkça karşılaşılan tecavüz, şiddet, ırkçılık ve seksist söylemler, okumayı daha da ağırlaştırdı. Ancak, bu bir Palahniuk kitabı; okuyan herkesin bunu aklında tutması gerekiyor. Daha önce de oldukça zorlayıcı kitaplarını okudum: "Gösteri Peygamberi," "Görünmez Canavarlar," "Tıkanma," "Ninni," ve "Ölüm Pornosu." "Pigme" de diğerleri gibi, ekstrem unsurlar içermesi nedeniyle birilerine önermek konusunda tereddüt yaşamama neden oldu.
Kitabın sonunda, bitiş şekli beni şaşırtırken, "Acaba bu kitabı sevdim mi, sevmedim mi?" diye düşündüm. Palahniuk’un rahatsız edici unsurlarının arasında, satır aralarına gizlediği derin ironiler, sosyal satirler ve toplumsal eleştiriler her zaman dikkatimi çekti. Bu kitapta da Amerikan yaşam tarzına, tüketim çılgınlığına, casusluğa ve Batı toplumunda yetişen çocuklara, Anti-Amerikancılara karşı sert eleştiriler gördüm. Başlarda kitabın ajan kahramanından nefret ederken, onun yaşadıklarını okudukça ona biraz da acıyabildim. Palahniuk’un kalemi, bu karmaşık duyguları ve toplumsal eleştirileri ustalıkla harmanlayarak, rahatsız edici ama düşündürücü bir okuma deneyimi sunuyor.
Ölüm PornosuChuck Palahniuk
Chuck Palahniuk’un "Ölüm Pornosu" adlı kitabı, yazarın okuduğum 4. kitabı ve belkide kendi okumam açısından yazarın belki de en zorlu eserlerinden biri. Diğer Palahniuk kitapları gibi bunun da Türkçeye çevirisini yapan Funda Uncu, ve araştırırsanız rahatlıkla ulaşabileceğiniz şekilde yaşadığı bazı ciddi sıkıntılar, bu eserin dilinin ne denli zorlayıcı olduğuna dair çarpıcı bir örnek sunuyor. Özellikle ağır pornografik dil ve içeriğin, çeviri sürecinde ciddi sıkıntılara neden olduğu biliniyor. Palahniuk, bu kitapta pornografi üzerinden toplumun en karanlık köşelerine ışık tutarken, dilin de sınırlarını zorluyor. Ancak bütün bunları bir kenara bırakabilmeyi başarabilirseniz, bu provokatif üslubun ardında derin bir toplumsal eleştiri ve insan doğasına dair rahatsız edici gerçekler yatıyor. Her ne kadar dili ve içeriği okumayı zorlaştırsa da, "Ölüm Pornosu" edebi anlamda cesur bir deneme olarak okunmaya değer bir eser. Yazarın, sansasyonel unsurların ötesinde, insan psikolojisini ve toplumun ikiyüzlülüğünü nasıl ustalıkla işlediğini görmek, bu kitabı anlamak adına büyük önem taşıyor. Yinede bir çok Türk olur için okunmasının çok ama çok zor olabileceği konusunda uyarıda bulunmayı bir borç bilirim.