Élûriel

"Her harf, insanın medeniyetle ilerlemesini gösteren bir aşamadır."
10/10
·256 syf.·
2022 28. kitabı
"Güneş Dil Teorisine göre insan dış alandan gelen etkiler altındadır ve ilk düşünme güneşle ilgilidir. Bu yüzden dillerin doğuşu da güneşe bağlanmalıdır. Güneş, saçtığı ışık, verdiği aydınlık ve parlaklık, taşıdığı güç, kudret ve sayısız nitelikleri ile düşünen insanın kafasında çok yönlü bir kavram olarak belirmiştir. Bu yüzden ilk insanlar su, ateş, toprak, büyüklük vb. bütün maddi ve manevi kavramları birbirlerine, güneşe verdikleri tek ad ile anlatmışlardır. Bu kavramı anlatan ilk ses, birçok anlama gelebilen Türkçe bir "ağ" sesidir. Zamanla ses ile anlam arasındaki sembolizme dayanan ağ kavramı parçalanıp başka ses ve kelimelerle anlatılan yeni kavramların doğmasına yol açmıştır." - Türk Dili El Kitabı, Demir-Yılmaz; s. 128-130. Güneş Dil Teorisi, Türk dilinin bütün dillerden eski olduğu ve başka dillere kaynaklık ettiği tezinin dilbilim temellerine dayandınlabileceği varsayımından doğmuş bir iddiadır. Teoriyi Mustafa Kemal Atatürk, Viyanalı dilci Phil. Hermann Kvergić'in 1935 baharında kendisine göndermiş olduğu Moğol, Mançu-Tunguz dilleri ile Fin, Macar, Japon, Hitit dilleri arasında yakınlık olduğunu ortaya koymayı amaçlayan deliller arayan, basılmamış bir broşürden hareketle geliştirmiştir. Vasili Vasilyeviç Radloff veya Wilhelm Radloff'un 4 ciltlik Türk Lehçeleri Sözlüğü (1888-1911) ile Eduard Pekarskiy'in 4 ciltlik Yakut Sözlüğü Atatürk'ün büyük önem verdiği sözlükler arasındaydı; bu sözlükleri sık sık kullanmış ve kullandırmış. Bu lehçelerdeki sözcükleri eskiliklerinden dolayı esas saymıştır. H. Paasonen'in Çuvaş Sözlüğü de bizzat kullandığı sözlüklerden biridir. Sadece Türkçe sözcüklerin etimolojisine meraklı değildi elbette... Yunan, Latin, Fransızca, Almanca ve yer yer Arapça vb diğer dillerinde sözlüklerini incelediği biliniyor. Bunun yanında tez, o zaman gündemde
Düşünce
Güneş - Dil TeorisiMustafa Kemal Atatürk · ALACA YAYINLARI · 076 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gerçek tamamen yüzümüzdedir.
Puan vermedi·387 syf.·
2021 33. kitabı
Paul Ekman kimdir? California Üniversitesi, Psikiyatri Bölümü öğretim üyesidir. Bugüne kadar, aralarında Amerikan Psikoloji Birliği'nin Seçkin Bilimsel Katkı Ödülü ile Chicago Üniversitesi Beşeri Bilimler Fahri Doktora ünvanının da bulunduğu birçok ödüle layık görülmüştür. Ekman, yakın dönemde yapılan çalışmalar bazında, 20.yy'ın en etkili psikologları arasında yer almaktadır. Ekman'ın ilgi alanları; sözsüz davranış ve iletişim, özellikle kişiler arası iletişimde yalan ve duyguların ifadesi ve psikolojisi konuları üzerine odaklanmaktadır. Ekman, 1970'lerde, psikolog meslektaşı Wally Friesen ile birlikte yüz ifadelerini ölçmeye yönelik, Yüz Hareketi Kodlama Sistemi adlı bir sistem geliştirmiştir. Bu sistem günümüzde dünya üzerinde yüzlerce bilim insanı tarafından kullanılmaktadır. Ekman, FBI, CIA ve ATF gibi hükümet kurumlarına, avukatlar, yargıçlar ve polislere ve ayrıca Pixar ve Industrial Light and Magic gibi animasyon stüdyoları da dahil olmak üzere çeşitli şirketlere duygusal ifadeler konusunda sıklıkla danışmanlık hizmeti vermektedir. Mikro ifadeler kişiden kişiye, toplumsal yapıya, herhangi bir kitleye veya kaba tabirle ırka göre farklı mıdır? Ya da evrensel midir? Ekman; 1965 yılında ifadeler üzerine hiçbir şey bilmiyorken tamamen tesadüf eseri.. "Savunma Bakanlığı'nın İleri Araştırma Projeleri Birimi (ARPA – Advanced Research Projects Agency) sözsüz davranışları farklı kültürlerde araştırmam için bana bir fon sağladı. Bu fon için herhangi bir başvuru yapmamıştım; ancak yaşanan bir skandal sebebiyle bir araştırma projesinin bir karşı-isyan hareketini kamufle amacıyla kullanılmasıyla- çok önemli bir ARPA projesi iptal edilmişti. Buna ayrılan paranın ise, söz konusu mali yıl içerisinde, denizaşırı ülkelerde yürütülecek, tartışmalı olmayan bir araştırmada
Psikoloji
Yalan Söylediğimi Nasıl Anladın?!Paul Ekman · Okuyan Us Yayınları · 2016317 okunma
Puan vermedi·241 syf.·
2021 22. kitabı
On dokuzuncu yüzyılın sonlarında, tıp dünyası, ruhsal sorunlar üzerinde sistematik olarak çalışmaya başladığında, travmatik belleğin doğası ele alınan esas konulardan biri oldu. • "Travmatik rahatsızlıklar en sık görülen vakalar arasındadır. Demiryolu faciaları bu rahatsızlıklardan birçoğuna sebep olur ve hatta bu nedenle hekimler 'demiryolu omurgası' ifadesini kullanıma sokmuşlardır. Vagonlardan, at sırtından düşüşler ve savaşlarda yaşanan şoklar bunun en yaygın kaynağıdır." En büyük gelişmeler, duygusal taşkınlıklar, telkine karşı aşırı duyarlılık ve yalnızca anatomiyle açıklanamayan kasılmalar ve felç ile kendini gösteren ruhsal bir bozukluk olan histeri alanında yaşandı. Önceleri, dengesiz ya da hasta numarası yapan kadınların ıstırabı olarak değerlendirilen; ismi latince "rahim" kelimesinden gelen histeri, zihnin ve bedenin gizemlerine de bir kapı açtı. • "Bir histeri vakasını tanımamak ya da tedavi etmemek belki de o kadar mühim değildir, ancak daima çok mühim olan şey histerik vakayı başka bir şeyle karıştırmak ve olmadığı bir şey için tedavi etmektir. Bu şekilde yapılan tıbbi hataları ve sıklıkla işlenen tıbbi suçları hayal bile edemezsiniz(...) Kesilen kolları, kasılmalar yüzünden yarılan boyun kaslarını, yalnızca kramplar yüzünden kırılan kemikleri, hayalet tümörler yüzünden kesip açılan karınları ve özellikle sahte yumurtalık tümörleri yüzünden kasır bırakılan kadınlar saymakla bitiremezsiniz." Jean-Martin Charcot, Pierre Janet, ve Sigmund Freud gibi nöroloji ve psikiyatri alanının önde gelen bu ilk dönemin araştırmacıları; travmanın, özellikle de çocukluk dönemi cinsel istismar travmalarının histerinin kökenlerinde yattığını keşfetmişlerdir. Travmatik anılara "patojenik sırlar" ya da "ruhsal parazitler" olarak atıfta bulunmuşlar çünkü hastalar,
Psikoloji
Histerinin Ana SemptomlarıPierre Janet · Pinhan Yayıncılık · 202024 okunma
Mustafa Kemal'in Tek ümidi: "Gençlik!"
Puan vermedi·342 syf.·
2020 230. kitabı
"İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik geçici Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni yaşam ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim girişimlerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!" 1933 (Hamdullah Suphi Tanrıöver, Yerli   Yabancı 80 İmza Atatürk’ü Anlatıyor, s. 183) •Mustafa Kemal nasıl Anadolu ihtilali'nin lideri oldu? •Askerlikten istifa ettiği gece telgraf başında İstanbul'la neler görüştü? •Erzurum/Sivas kongreleri nasıl toplandı? •Para nereden bulundu? •İçlerindeki hainler kimdi? •Kimler ona ve arkadaşlarına karşıydı? •Cumhuriyet fikri en başından beri Mustafa Kemal'in aklında mıydı?... gibi soru ve soruların yanıtlarını birinci elden veren bir kitap. Mustafa Kemal'in, Mazhar Müfit Kansu'ya "yazdırdığı" anılar değil, doğrudan Mazhar Müfit'in anıların 3 Temmuz 1919'dan, 23 Nisan 1920'ye kadar geçen evreyi günü gününe yazmış ve daha sonra da bu anıları belgeleriyle beraber 4 Mart 1948'de Son Telgraf gazetesinde yayımlamıştır. 26 Nisan 1963 ise de Türk Tarih Kurumu anlatıldığı dönemin birinci elden kaynaklarından sayarak basımına karar verilmiştir. "Atatürk'ün Büyük Söylevinden sonra Mazhar Müfit Kansu'nun bu Anıları, Mustafa Kemal'in Erzurum'a varışiyle (3 Temmuz 1919) Ankara'da Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı (23 Nisan 1920) arasında geçen evre için en önemli kaynaktır. Onun hemen hep günü gününe tuttuğu notlar bir çok olayın nedenlerini ve iç yönünü aydınlatmakta, bir çok tarihsel gerçeği meydana çıkarmakta, Osmanlı Devletinin son ve
1000Kitap
Erzurum'dan Ölümüne Kadar Atatürk'le Beraber - Cilt 1Mazhar Müfit Kansu · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 1997105 okunma
"Dünya Kadınları Birleşin! Kadın Hakları İnsan Hakkıdır!"
Puan vermedi·448 syf.·
2020 205. kitabı
Yakın Ertürk kimdir? İlk önce bununla başlamak gerek. Cornell Üniversitesi'nden 1980 yılında kalkınma sosyolojisi alanında doktorasını alan, 1986'dan Ekim 2010'a kadar ODTÜ Sosyoloji Bölümünde öğretim üyeliği yapmış, daha önce Riyad Üniversitesi(1979-82) ve Hacettepe Üniversitesi'nde(1983-86) de görev yapmış, çeşitli kuruluşlara uluslararası düzeyde kırsal kalkınma alanında danışmanlık yapmış (1986-2003), Ekim 1997-Ekim 2001 arasında Birleşmiş Milletler(BM) araştırma ve eğitim kurumu olan INSTRAW'nun(Santo Domingo) başkanlığı, Mart 1999-Eylul 2001 arasında BM Kadının İlerlemesi Bölümü 'nün(DAW) başkanlığı ve 2003-2009 arasında BM Kadına Yönelik Şiddet Özel Raportörlüğü, Kırgızıstan Haziran 2010 olaylarına yönelik Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu üyeliği(Ekim 2010-Nisan2011), BM İnsan Hakları Konseyi Suriye'deki olaylara ilişkin Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu üyeliği, Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi üyeliği görevlerini yürütmüştür(2009-13). Halen Haziran 2013'te kurucu üyesi olduğu, İltica ve Göç Araştırma Merkezi Derneği'nin (IGAM) yönetim kurulu üyesidir. İnsan Hakları Komisyonu - HRC (ECOSOC [Ekonomik ve Sosyal Konsey/United Nations Economic and Social Council] 'a bağlı İH Komisyonu. 2006 itibariyle İH Konseyi) ÖZEL PROSEDÜRLER: • Kadına Yönelik Şiddet Raportörlüğü 1994 • İnsan Ticareti Raportörlüğü 2004 • Kadına Yönelik Ayrımcı Yasa Çalışma Grubu 2010 Kadına Yönelik Şiddet Özel Raportörlüğü 4 Mart 1994'te BM İnsan Hakları komisyonu(HRC) tarafından onaylanmış olup yukarıda gördüğünüz gibi "özel prosedürler bünyesinde yer almaktadır". Kadına Şiddet Özel Raportörü: Kadına yönelik şiddet, sebep ve sonuçları hakkında bilgi toplar, araştırma yapar ve hükümetlere bu tür şiddetin tasfiyesine ilişkin tavsiyelerde bulunur. Ve bu kişiler
1000Kitap
Sınır Tanımayan ŞiddetYakın Ertürk · Metis Yayınları · 201524 okunma