Biz batan güne sahip çıktığımızda
ay, Bitlis’te sarı tütün
ya da bir akarsu imgesi
gibi yiğit ve bütün
bir ağıttı.
Kadınlarımızda,
onlar hüznü bir çeyiz,
çileyi ince bir nergis,
ve gülerken bir dağ silsilesi
taşırlar.
ve birer acıdan ibarettiler
kayıtlarımızda.
Kadınlar ki, alınlarımızda
doğuyu mavi bir nokta,
ve yazgıları çok uzakta
bir nehir yoluna
karışırlar.
Ölümleri duvaktan beyaz,
ve ahlat, Erciş, adil cevaz
üzerinde geçen bir kederle
yarışırlar.
Ve birer yazmadan ibarettirler
sevdalarımızda.
Biz bir yazın ayağında
en küçük bir gurbeti bile
içi titreyerek okuyan.
Ve bir gülü tersinden dokuyan
umutlarımızda
"Milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. Herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa alışmış da bunu doğal bir durum sanıyor sanki. Ama bu böyle mi olmalıdır?"