Dinsel insanın kutsal içinde yaşama arzusu, aslında onun nesnel gerçeklik içinde yer alma, salt öznel deneyimlerin sonu gelmez göreliliği içinde felç olup kalmama, bir yanılsamanın içinde değil de gerçek ve etkili bir dünyada yaşama arzusuyla eşdeğerlidir.