Feminizmin kadını ve erkeği eşit yapma iddiaları insanlığa zarardan başka bir şey getirmemiştir. Eşit olmak için benzemek gerekir. Oysa kadın ve erkeğin yaratılışı birbirinden çok çok farklıdır. Eşit yapıda olmayanları eşitlemeye çalışmak en büyük adaletsizliktir.
Modern hayatın en vahim hastalığı, bu zıtlığın bozulmaya çalışılmasından dolayı kadın ve erkeğin birbirine benzemeye başlamasıdır.
Feminizm, Avrupa'da insan yerine konmayan kadınları korumak için iyi niyetle başlayan bir hareket iken bugün gelinen noktada eşitlik adına kadını erkekleştiren, erkeği kadınlaştıran, fıtrata karşı bir harekete dönüşmüştür.
İki cinsi tek cins hâline getirme çalışmaları, kadınların erkek pantolonları giymeleri ile hız kazanmış, "üniseks" denilen cinsiyetsiz giyecekler ile ortak kıyafetler giyilmeye başlanmış ve kadın-erkek rakip haline getirilerek yarışa sokulmuştur.
Mevlânâ Hazretleri'nin çok sevdiğim bir sözü var: "Geçmişi ve geleceği yakmadıkça Allah'ı bulamazsın." Geçmişin davasını güdenlerin ve gelecek kaygısı çekenlerin Allah'ı bulamayacaklarını dile getirmiş. Çünkü geçmişin üzüntüleri ve gelecek kaygısı Rabb'imize güvenmediğimizi gösterir.
Ben bu güzel sözde küçük bir değişiklik yapıp, konuyu mutluluğa bağlamak istiyorum. "Geçmişi ve geleceği yakmadıkça mutlu olamazsın."