M.

M.
@Misraibercestee
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya!
696 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
O gün bir kanlı şafak, gökten üflenen ateş; Birden, dağın sırtında atlılar belirecek. Atlılar put şehrine gediklerden girecek; Bir şehir ki, orada insan ayak üstü leş. Yalnız iman ve fikir; ne sevgili ne kardeş; Bir akıl gelecek ki, akıllar delirecek. Ve bir devrim, evvela devrimi devirecek. Her şey birbirine denk, her şey birbirine eş. Fertle toplum arası kalkacak artık güreş; Herkes tek tek sırtına toplumu bindirecek. Gökler iki şakkolmuş haberi bildirecek. Müjdeler olsun size; doğdu batmayan güneş!
Necip Fazıl Kısakürek
Necip Fazıl Kısakürek
Çile
Çile
Şiir
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Modern hayatın en vahim hastalığı, bu zıtlığın bozulmaya çalışılmasından dolayı kadın ve erkeğin birbirine benzemeye başlamasıdır. Feminizm, Avrupa'da insan yerine konmayan kadınları korumak için iyi niyetle başlayan bir hareket iken bugün gelinen noktada eşitlik adına kadını erkekleştiren, erkeği kadınlaştıran, fıtrata karşı bir harekete dönüşmüştür. İki cinsi tek cins hâline getirme çalışmaları, kadınların erkek pantolonları giymeleri ile hız kazanmış, "üniseks" denilen cinsiyetsiz giyecekler ile ortak kıyafetler giyilmeye başlanmış ve kadın-erkek rakip haline getirilerek yarışa sokulmuştur.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Bu yorum görüntülenemiyor
Kadın erkek ilişkilerinin evliğe giden sürecindeki en büyük meselelerindendir "sahip olmak" mevzusu. İnsan birisini sevdim mi, o benim duygusuna kapıldım mı daha bir yırtıcı agresif olabiliyor. Öyle ki babasından, kardeşinden, anasından, arkadaşından kıskanıp muhatabına hayatı zindan edenleri bolca duymaktayız. Peki nedir bu meselenin aslı? Bence, şudur: İnsanın nefsi! Tamamen insanın benlik duygusundaki sahiplik arzusu. Ben O'na sahip olacağım! İki dünya bir araya gelse o benimdir! Vs. vs. Ama gelgelelim bu güzel bir duygu olmasına karşın dozu ayarlanamadığı sürece ilk olarak şahsın olmayacak şeyi muhatabı olacaktır. Kimse kendini bir başkası tarafından boğdurmak istemez. Ha bu bizim olmasını istediğimiz şeyi bırakalım anlamına da gelmiyor elbet. Ama dozunu iyi ayarlamamız gerektiğini de bilelim. Misal; Baklavaya çok şerbet katsak yenir mi? Oysa şeker, tattır. Ama o bile yenmez hale gelir, değil mi? Ben bunları yazıyorum ama ben de sizler gibi cahilce geçtim bu yollardan. Ben eşime: "Tribini bile bana atacaksın artık" diye kıskanarak geçtim bu yolu. Sonra mı? Attı, dibini sıyırdı sağ olsun. :)) Demem o ki güzel kardeşim: Hepimiz Allah'ın kuluyuz. Sahibimiz Allah'tır. Birbirimize ancak bir süre refakat edici yolcularız. Bu bilinçte kalalım ki ne kendimizi, ne muhatabımızı yormayalım. Zira senin olmak isteyen en ince bağ olan saçının ucuyla bile sana bağlanır dilerse. Senin olmak istemeyense yanında zincire vursanız gönülden kaçar sizden. Artık ikisi ortasında bir şeyler tutturun. Çok mu zor? Vallahi çok zor. Kim dedi size kolay diye. Hadi bakalım, Rabbim muvaffak etsin çıktığınız yollarda.
İnsanlar ve Duygular
Güzel bir yazı olmuş, kaleminize sağlık. Benim için de yerinde bir tevafuk oldu. Her şeyin sahibinin Allah olduğunu unutmamalıyız ve ona göre muamele etmeliyiz. Nitekim "O'ndan geldik ve yine O'na döndürüleceğiz."...
içim içime sığmıyor
Tarihe gömüyorum acıyı ve ölümü Yenilgiyi zafer şarkılarına Çünkü sen geldin; kumrular geldi
Şiir
Bir Kudüs şiiri bırak yoruma🌱 youtu.be/pGH7kTJNiMg
Sezai Karakoç
Sezai Karakoç
— Alınyazısı Saati
Şiir