“Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişemeyeceğinden korkuyorum.”
Atomlar sonsuza dek birbirini nasıl itip çekiyorsa, gök kubbedeki yıldız tozları ebediyete kadar nasıl çarpıp geri çekiliyor ve tekrar çarpıyorsa, onlar da kimyalarından kaynaklanan bir gayretle ve gözleri kamaşırcasına birbirleriyle tokuşurken, hayatın ham başlangıcından artakalmış tortuya, o çamurlu tamuya giderek daha çok batıyorlardı.