7.5/10
Kitabı okuyan bir kısmın çok sevdiği bir kısmın ise nefret ettiği, son yıllarda özellikle Haşhaş Serisiyle tanınan, kendisi de kitabındaki karakterler gibi Amerika'nın iyi üniversitelerinden mezun olmuş bir yazar.
Bu kitaba bir şarkı önerme hakkım olsaydı "the winner takes it all" olurdu. Kitabı okurken de sık sık bunu düşündüm. Hani derler ya kumarhaneler için hep kasa kazanır diye, bu kitapta gördüğüm yayıncılık dünyası hakkında da şunu diyebiliriz: Hep yayıncılık kazanır. Yazarların ne yaptığı ya da ne yapmadığı önemli değildir, ya da kitabın ne anlattığı... Tüm etik kuralların üzerinde gün sonunda o kitap çok satıyorsa yüzler güler.
Sarı Yüz, bir kurmaca olsa da bence yazarın da olası düşüncelerini karakterin ağzından yazarak şaşalı yayıncılık dünyasına karşı yazdığı bir hiciv olarak kabul edilebilir. Bu bağlamda ben kitabı sevdim. Bu mecrada yorum paylaşan okurlar olarak elimize aldığımız kitabın hangi süreçlerden geçerek elimize geldiğini de anlatan açıkçası ruhumu daraltan yanları da oldu fakat eleştiri yönünde söylemiyorum.
Kitabın konusu hepimizin malumu, yoruma gelecek olursak da bu kitap bana çok acımasız gerçekçi geldi, bir daha okur muyum Juniper'ın sorgulanabilir anlatıcılığını, okurken beni bile kendimden şüphelendirdiği anları bir aha özler miyim bilmesem de yazdıklarını okumak sanki bir kafede karşımda samimi olmadığım bir arkadaşımı dinlemek gibi geldi. Gözlerinin içine bakıyorsunuz ne kadarının sahte ne kadarının gerçek olduğunu kendiniz çıkarım yaparak, yargılayarak anlamaya çalışıyorsunuz ya, tıpkı öyleydi. Kitabın dili de biraz konuşma havasında, anlatımı sıkıcı değildi, Juniper'ın içinde bulunduğu buhranı delilik hallerini çok güzel anlattı, sosyal medyada sırf ilgi çekmek için linç kültürünü körükleyenleri veya yine ilgi için Juniper