"Masadaki tek Sinegard mezunu sen değilsin," dedi General Hu.
"Evet değilim. Ama ben okula kabul edilmenin gerçekten zeka gerektirdiği bir dönemde okudum o yüzden sizin fikrinizin bir önemi yok."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
Yedi ana kitap bir de ara kitapla sekiz kitaplık Cam Şato serisi neredeyse bin sayfalık bir kitapla sonlandı.
Serinin en uzun kitabıydı okurken elde uzun süre tutması zordu ama okurken hiç ama hiç sıkılmadım. Aksine birbirinden farklı sayısız bakış açıları arasındaki mesafeyi ufak ufak yakınlaştırırken herkesi bir araya topladığı sahneye kadar Sarah etkiletici kelimelerle kitabı çok güzel işledi.
Normalde bu tarz farklı bakış açılarını art arda okumak başımı döndürebilirdi ama zorlanmadan Erillea'nın bir o kısmında bir bu kısmındaydım. Kitabı okurken neden Sarah j. Maas bu kadar seviliyor bir kez daha anlamış oldum. (HŞ 3 benim için bir istisna, kitabı her aklıma getirdiğimde söylenmeyi bırakmayacağım o kesin)
Şimdiiii izninizlee Spoiler dolu uzunnn yoruma buradan sonra başlıyorum.
.
.
.
SPOİLER İÇERİR
.
.
.
Spoilera alerjim olmasına rağmen kitabın neredeyse yarısını, maalesef, yediğim spoilerlarla biliyordum ama bu da okumaya gölge düşürmedi.
Aelin, Fey kraliçesi sandığı Maeve'e esir düşmüştü. Bu kitap ise oradan devam ediyor. Aelin işkence gördüğü yerde yalnız değildi. Kurt formuna sıkışmış Fenrys ile birbirlerinin en dip en karanlık ve en zayıf anlarına şahit oldular.
Eşinin kendini feda etme planlarını sonradan öğrenen bunun için kendini kahreden Rowan ise Lorcan, Elide, Gavriel'la eşini bulmak için her şeyi yapmaya hazırdı.
Manon ve Dorian ileride yüzde tebessüme dönüşecek bir hikayeye dönüşecek hikayenin başında Crochan Cadılarıyla denk gelmiş ve onların güvenlerini kazanmaları gerekiyordur. Burda hoşuma giden kısım Sarah'ın Manon karakterindeki soğuk vahşi bir dişiyi sırf Crochan'ların kazanmak için sempatik birine hemen dönüştürmedi. Bu dönüşüm yavaş olsa da Manon tarzında oldu. Dorian ve Manon'un birbirine karşı ilgileri oluğu belli olsa da bir
9.5/10
Spoili de olabilir spoisiz de hiçbir şeyin sözünü veremiyorum.
.
.
.
ARKADAŞLAR...
Çığlıklarımı duyuyor musunuz? Seri hakkında nerdeyse her şeyin spoisini yemiş biri olarak ve spoilerlara alerjisi olan biri olarak ben BİLE son kısımlarda şaşkınlıktan ağzımı uzun süre kapalı tutamadım. Kitabı bitirir bitirmez de hislerim tazeyken yorum yazmak için buraya koştum. Puana gelirsek son kısma kadar dokuzdu son kısımdan sonra yarım puan daha arttı ama tam puan değil... Bunu açıklayacağım. Ama her şey sırayla.
Serinin bir sonraki kitabı olan Şafak Kulesiyle çapraz okuma yapmayı seçtiğim için Fırtınalar İmparatorluğu epey uzun sürdü. Ama iyi ki çapraz okuma yapmışım. Pek çoğunuzun bildiği gibi Şafak Kulesi ve Fırtınalar İmparatorluğu aynı zamanda geçiyor bir taraf Aelin'i anlatırken diğer taraf Chaol ve Nesryn'i anlatıyor.
Bu kitabın Aelin'i...dertliydi arkadaşlar. Daha ilk sayfalardan bile kibirli kasıntı suikastçının gittiğini görebiliyorsunuz -tamamen değil elbette-. Çünkü Terrasen için yapmak zorunda olduğu çok şey var. Aelin'in karakter gelişiminde hoşuma giden taraflardan biri şu: İlk kitaplarda farklı bir isimle omuzlarındaki yükün farkında olan bu yüzden de prenses, kraliçe olmayı istemeyen bir Aelin vardı fakat tanrıların da bir planı var yoksa Elena'nın planı mı demeliyim, okuyanlar anlayacaktır. İşte o Aelin ne kadar zor olsa da her saniyesinde o yükü omuzlarken buldu kendini.
Aelin'i başkalarının gözünden okurken on dokuz yaşında olsa da yaşından asırlarca daha yaşlıymış gibi tasvir edilmişti. Bu durum onu çok güzel yansıtıyor.
Gittikleri yerde hoş karşılanmayan Aelin ve ekibi yeniden başka sebeplerden ayrılırken buluyor kendini.
Aelin ve Darrow arasında geçen konuşa o kadar gerçekçiyi ki... Sanırım ben kitap fantastik olsa da mantığın ışığından