Gülay laylay

Garda kampananın acı haykırışı, hıçkırıklar içinde sallanan mendiller ve eller. Toplu halde ağlamaktan çekindiğimzden olacak, toplu halde marşlar söyleyerek bu son derece azap verici ruhiyattan kurtulmaya çalışmıştık.
Reklam
İstanbul 'daki tatbikat boyunca her biri sivil hayatta farklı mesleğe sahip olan avukat, mühendis, fen adamı, şair veyahut benim gibi talebe yüzlerce münevver gencin asker ocağında buluşmalarının hüzünlü sevincini yaşadık.
Harbiye 'nin önünde münevver Türk gençliğinin meydana getirdiği o muazzam kalabalık hala gözlerimin önündedir. Ben de dahil olmak üzere, içine yuvarlandığımız o heyecan selinin sebebinin farkına varmamak için mübalağalı gürültü yapan çocuklardık sanki. Seviniyorduk, ama sebebini unutmuştuk. Eğer sevincimizin sebebini fark edersek, acıdan kahrolacak, kederden ölecektik. Derindeki endişe ve hüznü bastırmak için satıhtaki heyecanı gürültüyle örtüyorduk. Hepsi bu. Zannımca, o vahşi sevinç aslında trajik bir durumu şuursuzca bastırma çabasıydı. Oysa sarsılıyorduk. O ne sarsılıştı öyle valideciğim. Ruhum şiddetli bir lodosta bir kıyıdan öbürüne çarpıyor ve her çarpışta derin yaralar alıyordu. Bir kıyıda vatanın müdafaası için verilmeye hazır taze can, öbür kıyıda gençlik, yaşanacak bir ömür, hayaller ve ümitler valideciğim.
Sanırım buradaki aşırı sıcak hava, yabancı bir kültür ve aslında en çok da ne zaman ve nereye gönderileceğimize dair o berbat belirsizlik duygusu hepimizin huyunu suyunu değiştirdi. Yeni Zelanda 'dan yola çıkan saf ve idealist çocuklar değişti. Daha savaşı görmeden vahşileştik, hoyratlaştık sanki. Yoksa içimizde saklanan şiddet mi uyandı? Bir de şunu merak ediyorum : acaba İngilizlerin ortalığı yatıştırmak için açtığı ateşte yanlışlıkla ölen Yeni Zelandalı ve Avustralyalı askerlerin ailelerine, çocuklarının savaşırken öldüğü mü söylenecek? Yoksa İngilizler kendi yavru vatan evlatlarını öldürdüklerini açıklasalar buna inanan bir tek Yeni Zelandalı olur mu?
Dr. Strauss a söylediklerimi bir kez daha burada yinelemek istiyorum. Olan bitenden dolayı hiç kimse suçlanmamalı. Bu deney çok dikkatli bir şekilde hazırlanmış, hayvanlar üzerinde denenmiş ve istatistiksel olarak geçerliliği kabul edilmiş olan bir deneydir. Beni ilk insan denek olarak kullanmaya karar verdiklerinde, benim için fiziksel herhangi bir tehlike olmadığından eminlerdi. Psikolojik tuzakları öngörmek mümkün değildi. Bana olanlar yüzünden hiç kimsenin ıstırap çekmesini istemiyorum.