(...) güzel bulduğu, beğendiği, ama en çok, sevdiği kadının bedenine dokunmak, öpmek, okşamak, ona kendini tanımak, bilmek kadar anlamlı, en uzağı, en bilinmezi keşfetmek kadar gizemli, albenili, çocukluktan beri tadına doyulamayan bir anne yemeği gibi lezzetli, derin bir denizin dibinden yukarıya yüzerken duyulan keyif gibi heyecanlı gelmişti hep.
Çoğu insan okudukları kitaplardaki güzel cümleleri, şiirlerin can alıcı dizelerini, sinema tarihinin kilometre taşı olmuş filmlerindeki en vurucu sözleri aklında tutar da ben bunu bir türlü başaramam.