Ah, boynuna atılmalı ve onu sevgiye boğmalı!' diye düşündüm içim yumuşamış ve sarsılmış olarak. Fakat sanki bana kötü bir şeyler yapmış gibi hissettiren o keder ve düş kırıklığı içimde kaldı.
.
.
.
"Seni kaybedişimle oldu!" dedi alçak sesle.
Karşılık vermeye cesaret edemedim. Hareket bile etmeden öylece durdum. Fakat bu arada aklımdan, bu kaybı sen istedin, diye geçirdim.
...bunu ilk ayrıldığımız zamanlar fark etmiş olsaydım -yani onun da acı çektiğini ve beni sevdiğini- hiç düşünmeden tekrar kollarına atılırdım.
Oysa şimdi artık bunu istemem mümkün değildi. Fakat o da bunu istemiyor olmalıydı. Hayır, o da istemiyor olmalı, diye düşünürken yüreğim çatlayacak gibi atıyordu. Çünkü ben onun istemine; o sert, kapalı, bilinçli isteme bir kez yenik düşmüştüm.