Kendi kendime de dünyaya da yabancıyım, yardım umabileceğim tek şey de bir şeyi kesinlemeye yeltenir yeltenmez kendi kendini yadsıyan bir düşünce. Beni ancak bilmeye ve yaşamaya yanaşmadığım sürece esenliğe kavuşturan, fetih istekleri her türlü saldırıyı boşa çıkaran duvarlara çarptıran bu koşul nedir?
Babamın mumundan yayılan ışığın tırmanışını izledigim merdiven duvarı uzun zamandır yok. Benim içimde de, daima var olacağını zannettiğim birçok şey yok oldu, onların yerini alan yenileri ise, o sırada tahmin edemeyeceğim yeni üzüntülere ve yeni mutluluklara yol açtılar; buna karşılık, eski üzüntülerimi ve mutluluklarımı da şimdi anlamakta güçlük çekiyorum.
Kocaman bir midye gibi kabuğuna çekilen Nafiz Bey, köşkünün dışındaki bütün insanlardan korkuyordu, insanları şuursuz, başıboş; her an kötülük yapmaya hazır, yağmurlu günlerde çıkıp, düştüğü yeri yakan korkunç yıldırımlara benzetiyordu.