“İğneli sözlerle beni taşlama!
Akşam akşam yine başlama!
İstakoz değilim, beni haşlama!
Kelle derler buna, kestane değil!…
Tut çeneni artık dırdırın yeter!
Yeter ulan karı vırvırın yeter!
Bilmem ki ne zaman zırzırın biter?
Aile yuvası hastane değil!
Sermayem yok benim başka dilimden,
İstediğin belli, gelmez elimden…
Adın batsın karı, anla halimden,
Yorgunum ulan, mestane değil!…”
Şiirin böylesine ne denir?…:))
I
Biliyorum, kolay değil yaşamak,
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,
Yan gelebilmek Çamlıca tepesine...
-Bin türlü mavi akar Boğaz'dan-
Her şeyi unutabilmek maviler içinde.
II
Biliyorum, kolay değil yaşamak;
Ama işte
Bir ölünün hala yatağı sıcak,
Birinin saati işliyor kolunda.
Yaşamak kolay değil ya kardeşler,
Ölmek de değil;
Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.
…Her hayvanın erkeği dişisini kandırmak için bir yol bulmuş. Horoz tavuğu parlak türleriyle, alevli ibiğiyle kandırır. Boğa ineği boynuzlarıyla yola getirir. İnsanın erkeği de kadını, ya parayla, ya gençliğiyle, ya bilgisiyle, ya şöhretiyle kafesler.