Muhabbet, nefsin, kendisinde bir kemal olduğunu bildiği şeye meyletmesidir. Bu meyil insanı, o şeye yaklaştıracak işlere sevkeder. Kul, gerçek kemalin (ve cemalin) ancak Allah’a ait olduğunu, kendisinde ve başkasında gördüğü bütün kemal hallerinin Allah’tan geldiğini, Allah ile olduğunu ve sonuçta Allah’a ait olduğunu bilince, sevgisi ancak Allah için ve O’nun yolunda olur. Bu da O’nun taatini istemeyi gerektirir. Bunun için muhabbet, sevdiğine itaatte bulunmayı istemek şeklinde açıklanmıştır ve ilâhî muhabbet, Allah’a ibadette O’nun resûlüne uymayı ve O’na itaatte son derece istekli olmayı gerektirmektedir
...
- Evet, sen kendini anlamıyorsun. Çünkü kendini bilmiyorsun. Kendini bilmediğin için Rabb'ine de bir yol bulamıyorsun. Aslında ruhun, yani aslın, her şeyin farkında, tek gıdası özgürlük, özgürlüğün tek yolu Rahmân'a layıkıyla kul olmak ve o hapishaneyi sen örüyorsun etrafına, üzerine kilidi sen vuruyorsun; gardiyanı dahi kendinsin. Bil ki senin de söylediğin gibi o yangın yeri yüreğine sadece su serpebilirim, o yangını ben söndüremem.