Peygamberlerin nassıyla haşr vatanında cehennem yolu üzerine uzatılmış uhrevî sırat-ı müstakîm, huy, ahlak ve davranışlarda orta yol gibidir. Cehennem ise kenarlar, uçlar veya etraf misali erdemsizliklerdir. Bugün bu dünyada sırat-ı müstakîm üzre sabit kadem olan, itidale yol ve yönteminin seyr-i sülûkundan sapmayan kimse, ahirette de sırat-ı müstakîmden geçebilir ve pakların vatanı olan baki cennete erişebilir. Her kim de bu neşede, bu dünya hayatında, sırat-ı müstakîmden sapmaya yol ararsa, ahiret yurdunda sırat-ı müstakîmden geçemez ve asilerin yeri olan cehennemde kalır. Pisagoras'tan şöyle nakledilmiştir: "İnsanın kazandığı her meleke, melekî ya da şeytani meydana gelişe sebep olur. Her biri, hangisine sebep olursa, ahirette onun arkadaşı ve ayrılmaz parçası olur" Şüphesiz hayr hayırdır, şer de şerdir. Öyleyse insan, huy ve davranışları ile kendisine nasıl bir dost ve arkadaş edindiğini görmesi ve bu noktada tedbirli olması lazımdır.
Ahlak düşünürü Muhammed b. Es'ad ed-Devvani es- Sıddıki'nin, meşhur adıyla Celâleddîn Devvanî'nin (ö. 908/1502) çevirisini sunduğum eseri, bizzat Devvanî'nin kendisinin belirttiği gibi Levami'u'l-İşrak fî Mekârimi'l-Ahlâk (Güzel Ahlak Hakkında İşrak Parıltıları) başlığıyla kaleme alınmış olmakla birlikte Ahlak-ı Celali diye tanınıp ün kazanmıştır. Özellikle kelam, felsefe ve tasavvufta uzmanlaşmış olan İslam alimi Celaleddin Devvani'nin, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'ın (1423-1478) isteğiyle oğlu Sultan Halil için yazdığı bu kitap, Nasîtrüddin-i Tûsi'nin (1201- 1274) meşhur eseri Ahlak-ı Nâsıri'den sonra Farsça ahlak kitapları içinde en tanınmış olanıdır.