Günlük yaşam içınde çok büyük bir sır vardır. Herkesin bunda bir payı bulunur ve herkes onu bilir, ama pek az kimse bu konuya kafa yorar. Çoğu kimse onu olduğu gibi benimser ve ona asla şaşırmaz. Bu büyük sır, zamandır.
Onu ölçmek için saatler ve takvimler yapılmıştır ama
bunlar hiçbir şey ifade etmez. Herkes çok iyi bilir ki bazen bir saatlik süre insana ömür kadar uzun gelirken, bazen de göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Zamanın bu garip kısalığı ve uzunluğu, o saat içinde yaşanan olaylara bağlıdır.
Çünkü zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri
yürektir.
Gerçekten çok enteresan bir roman olmuş, Murat Menteş kalemini, sanatını konuşturmuş.
Romanın karakteri, yazarı gelip buluyor ve adamın hayatı resmen roman oluyor. “Hayatımı yazsam roman olur.” denilen cinsten.
İlk başlarda olay örgüsünün sıralı olmaması biraz kafa karışıklığı yaratmıştı bende fakat zaten Göko’nun kafasının içinin gerçekten böyle karmakarışık olduğunu anladığımda taşlar yerine oturdu.
Ana karakterin hala yaşıyor olması enteresanken romanda adı geçen insanlar da çok enteresan. Kitapta Kıvanç Tatlıtuğ var, Kayahan var, Sedat Peker var…
Göko hayatını tamamen kurgu gibi yaşıyor ve yaşadıklarının onun için olağan olması, beni okurken daha da hayrete düşürdü.
Devamı gelecek nitelikte bir roman olmuş, umarım gelir devamı.