Esra

Resulullah, Hz. Aişe'ye: "Ey Aişe, Cennetin kapısını çalmaya devam et," diye buyurdu. Hz. Aişe: "Nasıl, Ya Resulüllah?" dedi. Sevgili Peygamberimiz: "Oruç ile" buyurdu.
Sayfa 668·Kitabı okuyor
Reklam
Resulüllah'ın mescidine vardığın zaman, buranın aslında başka yerler gibi bir arsa iken, yüce Allah'ın burayı habibi ve ilk müslümanlar için mescit olarak seçtiğini, nice değerli müslümanın burada toplanıp namaz kıldığını düşün. Buraya girdiğin için Yüce Allah'ın seni de bağışlayacağını kuvvetle ümid et, saygı ve huşu içinde mescide gir. Kâbe'den sonra saygıya lâyık en üstün makam burasıdır.
Sayfa 781·Kitabı okuyor
Kâbe'nin civarında bulunan Safa ile Merve arasında sa'y etmek, padişahın yanına girip çıktıktan sonra, dileğinin kabul olunup olunmadığını bilmediği için sarayın etrafında dönüp dolaşan kimsenin durumuna benzer.
Sayfa 778·Kitabı okuyor
Haccın Aslı ... Yüce Allah Muhammed'in ümmetine verdiği haccı kendileri için ruhbanlık olarak kabul etti ve Kabe'ye kendi evi demekle onu şereflendirip kulları için bir ziyaret merkezi haline getirdi. Saygı için o evin etrafında bir harem meydana getirdi. Arafat'ı havuzun çevresinde bir oluk, haremin civarında bir toplanma yeri olarak tayin etti. Ağacını kesmekten ve civarında avlanmaktan insanları alıkoyarak bu mıntıkanın şerefini bir kat daha artırdı. Kabe'yi, her taraftan insanların geldiği bir melikin huzuru gibi yaptı. İnsanlar Allah'ın mekândan münezzeh olduğunu itiraf ederek her taraftan toz, toprak ve sıkıntı içinde gelerek O'nun evini ziyaret ederler. Bu durum, gönüllerini daha çok yumuşatır, kulluk ve ibadetlerini pekleştirir, anlayış ve bağlılıklarını artırır. Bunun için hacılara, insanların anlıyamadığı ve mahiyetine akıl erdiremediği bazı ibadet şekillerini borç olarak yüklemiştir: Taş atmak, Safa ile Merve arasında gidip gelmek ve benzeri ibadetler gibi. Tam kulluk, teslimiyet ve zillet böyle ibadetlerle belli olur. Zira zekâtın kendi cinsine bir acıma olduğunu, orucun, Allah'ın düşmanı olan şeytanın aleti sayılan şehveti kırmak ve huzur içinde ibadet yapmak için olduğunu; namazın içindeki rüku ve secdelerle de Allah'a karşı saygı ve tevazuun bulunduğunu akıl kolaylıkla anlar. Fakat taş atmanın ve sa'y etmenin hikmetini kavrıyamaz. Insan tabiatı, bunları kolaylıkla benimseyemez. Bunları ancak Yüce Allah emrettiği için yapar. Burada mantığa dayanmamak ve nefsi, arzulardan alıkoymak var. Zira aklın, mânasını anladığı her şeye, insanın nefsi de meyleder. Bu meyil de o emre uymayı kolaylaştırır. Bununla eksiksiz kulluk meydana gelmez. Oysa hac işlerinde mantığa dayanmayan birçok ibadetler vardır. Bunun için Resulüllah sadece hac işinde: «ibadet et ve
Sayfa 771·Kitabı okuyor
Yolculuğa, esasında parlamak ve açığa çıkmak demek olan «Sefer» isminin verilmesi, kişinin gerçek ahlakını meydana çıkardığı içindir. Bunun için birisinin iyi ahlâklı olduğunu sanarak onu öven bir kişiye Hz. Ömer: «Bu adam ile, anlattığın iyi hallerini gösterecek bir yolculukta bulundun mu?» diye sorar. Adam: «Hayır,» der. Hz. Ömer: «Peki, bu adamla muamelede bulundun veya alışveriş yaptın mı?» diye sorar. Adam: «Hayır,» der. Hz. Ömer: «O halde senin bu adam hakkında pek bir şey bildiğini sanmıyorum,» der.
Sayfa 763·Kitabı okuyor
Reklam