İnsan çocuktan olur; çocuk da terbiye ile insan olur. İnsanlarda şiâr-ı insaniyyet olan sıdk ve vefâ kalmadı... yıkıldı; millet bitti, diye her bâr teessüf ediyoruz. Lâkin sebep aradığımızda meselâ... cehalet, irtikâb gibi birçok esbâb-ı izafiyye görüp, hâlin ıslâhını onların izâlesinde sanıyoruz. Daima bu nokta-i nazardan bed' ile çalışıyoruz, çalışıyoruz; yine umduğumuz tesîrât-ı haseneyi göremiyoruz. Belki onun aksini görüp şaşıyoruz. Ve meyûs ve mütehayyir kalıyoruz. Acaba niçin bir kere de bu esbâbın mebâdisine ve onlardan üss-i esas olan terbiyye-i umumiyye cihetine atf-ı nazar-ı im'ân etmiyoruz?
Bir âleme geldim ki safâsında mihen var
Sûrette nazâr eyler isen sen ile ben var
Ammâ ki hakîkatte ne sen var ne de ben var
Sen ben arada âletiz, elbet bir eden var
Bilmem ki bu gam-gâha neden böyle sataştım
Kimden kime şekvâ edeyim ben dahi şaştım
...
Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hânelerinde
Âyînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Ben her ne kadar gördüm ise baʼzı mazar
Sâbit-kademim yine bu re'yin üzerinde
İnsâna sadâkat yakışır görse de ikrâh
Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah