İşte bu bilgi yığınının altında bir gün kendimle baş başa kalıp vicdanımı dinlediğimde, hayretle, acayip bir karışımın içinde olduğumu fark ettim. Ben küfür ile imandan, ikrar ile inkârdan, tasdik ile şüpheden meydana gelmiş bir şey olmuştum. Kalbimle inkâr ettiğimi aklımla tasdik eder, aklımla reddettiğimi kal-
bimle kabul ederdim. Kısacası şüphe denilen ejderha vücudumu sarmıştı.