Murtaza Kamar

Üst görevlere atanma
Fransa'da bir deyim vardır," dedi, "alt görevlerde uzun süre vakit geçirmiş subaylar asla terfi ettirilmemelidir. Biz, bu insanları ayrıntılarda kaybolmuş, küçük meselelerle fazla meşgul olduklarından büyük meseleleri kavrayamayacak kişiler olarak görürüz. Otuz yaşında bir generalin yeteneklerine sahip olmayan birinin, ileride de bu niteliklere sahip olamayacağına inanırız. Büyük bir savaş meydanını farklı açılardan değerlendirebilen, zaferin avantajlarını tam anlamıyla kullanan, başarısızlık durumunda hızlıca çözüm üretebilen o pratik zekâya sahip olmayan birinin, bu becerilere sonradan kavuşamayacağını düşünürüz. Bu nedenle, Tanrı'nın sadece cesur bir yürek değil, aynı zamanda kahramanca bir deha verdiği kişiler için yüksek makamlarımız olduğu gibi, yetenekleri kısıtlı olanlar için de daha düşük mevkilerimiz vardır. Zamanla unutulmuş bir savaşta yaşlanıp kalanlar, işte bu ikinci kategoriye girerler. Hayatları boyunca en fazla yapabildikleri işleri yaparlar ve artık güçten düştüklerinde üzerlerine fazla gitmemek gerekir
Sayfa 75·Kitabı okuyor
Reklam
Fransa Kralı
(Fransa kralı) Ganimet ve zaferleri sevmekle birlikte, ordularının başında iyi bir general görmekten, düşman ordularının başında iyi bir general görmekten korktuğu kadar korkuyor. Sanırım bir prensin umut edebileceğinden daha fazla zenginliğe gark olup da bir bireyin kaldıramayacağı bir fakirlik altında ezilen bir o vardır.
Sayfa 58·Kitabı okuyor
İçki
İnsanları utandırmak pahasına da olsa şunu söyleyeceğim: Kanunlar prenslerimize şarap içmeyi yasaklıyor, onlar ise şarabı öyle bir aşırılıkla tüketiyorlar ki, neredeyse insanlıktan çıkıyorlar. Bunun tam tersine Hıristiyan prenslerin şarap içmesi serbest, oysa şarap içmek onların günah işlemesine yol açmıyor. İnsan ruhu tam bir çelişkiler yumağı: İşret meclisinde dinî hükümlere şiddetle karşı çıkılıyor; bizi daha adil hale getirmek için çıkarılmış kanunlar, çoğu kez bizleri daha da suçlu hale getirmeye yarıyor.
Sayfa 51·Kitabı okuyor
Hiçlik
Bu kadar şan şerefe dayanmak güç. Bu kadar tuhaf, nadide bir adam olduğumu düşünmezdim. Her ne kadar kendi hakkımda iyi bir kanaate sahip olsam da, tanınmadığım büyük bir şehrin huzurunu kaçıracağımı asla aklıma getiremezdim. Bu durum beni bakalım dış görünüşümde yine hayran olunacak bir şeyler kalacak mı bir göreyim diyerek, İranlı kıyafetlerimi bırakıp Avrupalı kıyafetleri giymeye itti. Bu deneme bana gerçek değerimi gösterdi. Bütün yabancı süslerden arınınca, kıymetimin tam olarak belirlendiğini gördüm. Bir anda halkın bütün dikkat ve takdirini kaybettirdiği için terzimden yakınmalıyım. Zira bir anda korkunç bir hiçlik konumuna indim. Bir topluluk içinde, bakışları bir kere dahi üzerime çekmeden, ağzımı açma fırsatı verilmeden bir saat kaldığım oluyordu. Fakat biri tesadüf eseri topluluğa İranlı olduğumu söylediğinde, etrafımda derhal bir uğultu başlıyordu: Ah! Ah! Beyefendi İranlı mı? Ne kadar olağanüstü bir şey! Nasıl İranlı olunur ki? 49 Paris, Şevval ayının 6. günü, 1712.
Sayfa 49 - Türkiye iş Bankası·Kitabı okuyor
Zaaf
Fakat zaafımın sırdaşı yaptığım o güzel, dilini tutmasının bedelini çok pahalıya ödetti. Onun üzerindeki nüfuzumu bütünüyle kaybettim. O zamandan beri beni binlerce kez ölümle burun buruna getiren tavizler vermeye mecbur etmiştir.
Sayfa 11 - Türkiye İş bankası·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam