·
Okunma
·
Beğeni
·
1157
Gösterim
Adı:
İran Mektupları
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053325055
Orijinal adı:
Lettres Persanes
Çeviri:
Berna Günen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Montesquieu (1689-1755): Aydınlanma döneminin önemli düşünürlerindendir. Kanunların Ruhu isimli eseri başta olmak üzere siyaset kuramına büyük katkılar yapmış, iklim teorisiyle bu alana antropolojik bir soluk getirmiştir. Devlet tanımları, devletin işleyişi, despotizm, toplumsal katmanlar, kölelik vs. gibi konularda geçerliliğini asla yitirmemiş temel önermelerin sahibidir. Bunların başında günümüz anayasalarını da şekillendiren "kuvvetler ayrılığı" ilkesi gelmektedir. İran Mektupları, dünyayı keşfetme arzusuyla Fransa'ya giden iki İran soylusunun mektuplarından oluşur. Devlet, toplum, kültür, demografi vs. konuları çarpıcı anekdotlarla işleyen bu hiciv, ilk kez 1721 yılında roman olarak yayımlanmış, Montesquieu'ye büyük ün kazandırmıştır.
(Tanıtım Bülteninden)
304 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Montesquieu (1689-1755), 18. yüzyıl aydınlanma çağının en önemli temsilcilerinden, aynı zamanda sosyoloji biliminin öncüsü kabul edilir.
.
İlk önemli eseri olan "İran Mektupları" kitabını, 1721 yılında sansürden kaçabilmek için isimsiz olarak yayımlamış ve kitap yayımlandığı anda büyük başarı elde etmiş.
.
Bu kitap aynı zamanda 1748 yılında yayımlanan "Kanunların Ruhu" üzerine kitabının temeli olması sebebiyle ayrı bir öneme sahiptir. .
Kuvvetler ayrılığı prensibinin taslağını bu kitapta oluşturmuş ve Kanunların Ruhu Üzerine kitabında daha ayrıntılı ele almıştır.
.
Kitabın konusu genel olarak İran'dan Paris'e giden iki İranlı arkadaşın , farklı ülkelerdeki arkadaşları ve kendi aralarındaki mektuplarından oluşmaktadır. Bu mektuplarda devlet, kültür, din ve daha pek çok konu çarpıcı ve ayrıntılı bir şekilde işlenmiştir. Fransa'nın 18. yüzyıldaki siyasi düzeni, toplum hayatı ,din ve ahlak anlayışı mizahi bir dille eleştirilmiştir.
.
Üzerine uzun uzun konuşulacak bir kitap. Okumadan geçmeyin diyorum ️
304 syf.
·Beğendi·10/10
En başta Montesquieu ismi biraz ürkütücü geliyor .
( Gerçi 18. yüzyıl yazarlarının çoğunun ismi öyle...) Ürkerek bu kitabı aldım .
Ancak karşıma inanılmaz güzel bir konu çıktı .
Yine sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim, eğer biraz tarih merakınız varsa hiç düşünmeden bu kitabı alın.
Konu, İranlı bir prensin politik nedenlerden dolayı öldürülme ihtimali olduğu için , Türkiye! üzerinden Fransa'ya gidişi ve geride bıraktığı haremi ve harem ağası ile mektuplaşmasını içeriyor .
O zaman ki doğu ve batıdaki insanların hayata bakışlarını ve aralarındaki farkları gülümseyerek okuyorsunuz .
Ancak arada aklımdan çıkmayan bir bölüm var.
Kitabı okuduğum dönemde sanırım bir Arap, kız çocuğu denizde boğulurken, erkek bir cankurtaran onu kurtarmak istediğinde bir erkeğin kızına dokunmamasının günah olduğunu düşünerek ona izin vermiyor ve kız boğuluyordu.
Benzeri bir hikaye bu kitapta yaşanıyor...
Her neyse ,bu kitabı birçok arkadaşıma tavsiye ettim size de şiddetle tavsiye ediyorum.
286 syf.
·12 günde·Puan vermedi
Kitap, Iran'dan Paris'e giden iki arkadaşın, memleketindekilerle, arkadaşlarıyla ve orada tanıştıkları insanlarla yaptıkları yazışmalardan oluşuyor. Yazar bu mektupların içinden bir kısmını seçmiş, bunları bir roman havasında düzenlemiş. Mektuplarda Rika ve Özbek'in yolculuklari boyunca geçtikleri sehirlerle birlikte, Paris hakkındaki gözlemleri yer alıyor. Anlamaya çalıştıkları bu çevre içinde inançları ve buradaki ileri düşünceler arasında sıkıştıkları onların yazılarında kendini belli ediyor. Bununla birlikte bu mektuplar içinde din, hukuk, politika, kültür, sanat vb. birçok konu hakkında yaptıkları tartışmaların okunmaya değer olduğunu düşünüyorum.
304 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Merhabalar, benim için çok kıymetli olan bir kitapla karşınızdayım.Sosyolojinin öncüsü olarak bilinen Montesquieu, aynı zamanda kuvvetler ayrılığı ilkesinin fikir babasıdır.Bu kitap da kuvvetler ayrılığı ilkesinin ön çalışması, taslağı gibi. İran'dan Paris'e giden Rika ve Özbek'in arkadaşlarıyla,birbirleriyle olan mektuplaşmalarını konu alıyor.Yazarın roman edasıyla yazmış olması bu kitabı okumayı kolaylaştıran bir faktör.Mektuplarda iki toplum arasındaki farktan,kamu hukukundan, medeni hukuktan, iki din arasındaki farklılıklardan, ülkelerin neye göre nasıl yönetilmesi gerektiği hususuna kadar birçok konuya değinilmiş.Osmanlı'nın mektuplarda kâfir bir toplum diye geçmesi dikkatimi çeken farklı bir husus oldu.Ufaktan siyasete, sosyolojiye meyilli kişilerin okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum.
Merhabalar, benim için çok kıymetli olan bir kitapla karşınızdayım.Sosyolojinin öncüsü olarak bilinen Montesquieu, aynı zamanda kuvvetler ayrılığı ilkesinin fikir babasıdır.Bu kitap da kuvvetler ayrılığı ilkesinin ön çalışması, taslağı gibi. İran'dan Paris'e giden Rika ve Özbek'in arkadaşlarıyla,birbirleriyle olan mektuplaşmalarını konu alıyor.Yazarın roman edasıyla yazmış olması bu kitabı okumayı kolaylaştıran bir faktör.Mektuplarda iki toplum arasındaki farktan,kamu hukukundan, medeni hukuktan, iki din arasındaki farklılıklardan, ülkelerin neye göre nasıl yönetilmesi gerektiği hususuna kadar birçok konuya değinilmiş.Osmanlı'nın mektuplarda kâfir bir toplum diye geçmesi dikkatimi çeken farklı bir husus oldu.Ufaktan siyasete, sosyolojiye meyilli kişilerin okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum.
1721’de, Montesquieu 32 yaşında iken Amsterdam’da anonim olarak yayımlanan Acem Mektupları (Lettres persanes) yazarına büyük bir şöhret getirdi. Kısa zamanda best-seller olan kitap, daha ilk yılında on yeni baskı yaptı. Sonraki beş yıl içinde ise küçük değişikliklerle sekiz kere yayımlandı. Montesquieu bu kitapta, Fransızların yaşamları ve kurumlarını – olabildiğince – yabancı iki kişinin, İranlı iki Doğulunun gözüyle aktarıyordu: Usbek ve Rica. Aslında Montesquieu, İranlılar hakkında çok az şey biliyordu; İran’la ilgili bilgileri okuduğu birkaç kitapla sınırlıydı. Ancak böyle bir tarzı benimsemesinin nedeni, kahramanlarına tamamen dışarıdan gözlemler ve sert eleştiriler yaptırabilmekti. Söz konusu iki İranlı (Acem) kahraman, İsfahan’dan Marsilya ve oradan da Paris’e gelip burada on yıl sürgün hayatı yaşamak zorunda kalmışlardı. Montesquieu’nün romandaki kurgusuna göre bu iki yabancı, Fransa hakkındaki gözlemlerini, mektupları aracılığıyla İran’da bıraktıkları yakınlarıyla paylaşıyordu.
Bu gözlemler, Fransızların gündelik hayatlarına olduğu kadar, ülkede cari (yürürlükte) olan toplumsal, siyasi ve dini kurumlara da temas ediyordu. Montesquieu, Fransa’dan İran’daki yakınlarına mektuplar gönderen Usbek ve Rica’nın ağzından, Fransızların yaşam tarzları ve kurumlarına genellikle mizahi bir dille ağır eleştiriler yöneltiyordu. 161 mektuptan oluşan romanda özellikle dikkat çeken husus, anti-Katolik, yani Kilise ve Papalık karşıtı bir dilin hâkim olmasıdır. İşte bu nedenledir ki Montesquieu, Fransa’da iktidarın entelektüel üretim ve basınyayını baskı altına alıp sıkı bir sansür uyguladığı 1720’lı yıllarda, eserini başka bir ülkede ve anonim olarak yayımlamak zorunda kalmıştı. O yıllarda Bastille Hapishanesi’nde tutuklu bulunan birçok yayıncı-matbaacı ve yazar bulunmaktaydı.
Montesquieu, kendi adının yer almadığı ve iki yabancının ağzından kaleme alınmış olan bu romanında, Fransız yaşam biçimine, siyasî ve dinî kurumlara korkusuzca ve amansız eleştiriler yöneltebiliyordu. Papadan bir sihirbaz olarak bahsediyor, Engizisyon’un korkunç uygulamaları karşısında hüzünlü bir hayreti açıkça ortaya koyabiliyor ve dolaylı da olsa dinsel hoşgörüyü (özellikle Protestanlara yönelik) savunabiliyordu.
304 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Montesquieu kitabın gerçek mektuplardan oluştuğunu söylese de günümüz görüşlerinden çoğu kitabın kurgu olduğu yönünde. Şahsi kanaatim gerçekler de yer alsa da yazarın politik hiciv ve üzerine çalıştığı felsefesi için kurgu ögesi mektuplar da eklediği yönünde. Montesquieu'nun önsözünden sonra okuduğunuz mektupların gerçek olduğu inancı büyük bir kısmını heyecanla okumanıza sebep oluyor kitabın. Yalnız bir süre sonra tekrarlayan hususlar ve yazarın felsefesine dair bulunan fazlaca izler mektupların gerçek olmayabileceği hissini uyandırıyor. O noktadan sonra okumanın heyecanı düşse de kesinlikle okunmaya değer bir eser.
Dil olarak oldukça akıcı, kısa bölümlerden oluşması ise kolay okunurluğu artırıyor.
Her ne kadar ana tema olarak Fransız politik ve sosyal yaşamına dair eleştriler içerse de benim İran edebiyatına bir ilgim oluşmasını sağladı ve bundan sonraki okumalarım bu doğrultuda ilerleyecek.
304 syf.
·Beğendi·4/10
Kitabı ark yayınları gibi bir yayından okudum montesquieu sade diliyle ünlüdür gerçekten bu kitabında o kadar sadeceleştirmiş ki.Asyalılara(kitapta öyle bahsediyor) gizli bir hayranlık beslediği kitabın giriş bölümünden belli oluyor,kitapta arapların bu kadar açık ve rahat yaaşadıklarına gerçekten çok şaşırdım,ayrıca o zamanlarda arap kültürünün gelişmişliğini,yozluğunu da gösteriyor...Özbek adındaki şahısın felsefi düşünceleri dönemine göre çok başarılı ve ilginç gerçekten,zaten kitap onun mektuplarında oluşuyor,çok zevk almadım okurken ama okunursa iyi olur derim
İnsanları oldukları gibi kabul etmeli. İyi tanış dediklerimiz çoğu kez ahlaksızlıkları bakımından daha rafine olanlardır sadece. Belki de ahlaksızlık zehir gibidir: En rafine olanları aynı zamanda en tehlikeli olanlarıdır.
Montesquieu
Sayfa 74 - İş Bankası Kültür Yayınları
Sevgili Özbek, tek bir atom, yani koca evrende tek bir nokta olan şu dünya üzerinde sürünen, kendilerini doğrudan doğruya ilahi modeller olarak ortaya koyan insanlar görüyorum. Ve bunca zırvayı bunca küçüklükle nasıl bağdaştıracağımı bilemiyorum.
... kendini beğenmişlik, varlığını korumak için gereken miktardan fazla olduğunda insana nasıl da zarar veriyor! Bu tür insanlar diğer insanların kendilerinden nefret etme pahasına da olsa kendilerine hayran olunsun isterler. Üstün olmaya çalışırlar. Oysa eşit dahi değildirler.
Herkes cennete gitmek istiyor. Fakat herkes cennete olabilecek en düşük bedeli ödeyerek gitmek istiyor.

Bunlar, cenneti hak etmekten çok gasbeden insanlardır.
Tarihin din savaşlarıyla dolu olduğunu kabul ediyorum. Fakat dikkat edelim, bu savaşlara neden olan kesinlikle dinlerin çokluğu değil, kendini hakim din olarak gören dini harekete geçiren hoşgörüsüzlüktür.
Montesquieu
Sayfa 144 - Özbek, 1715

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İran Mektupları
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053325055
Orijinal adı:
Lettres Persanes
Çeviri:
Berna Günen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Montesquieu (1689-1755): Aydınlanma döneminin önemli düşünürlerindendir. Kanunların Ruhu isimli eseri başta olmak üzere siyaset kuramına büyük katkılar yapmış, iklim teorisiyle bu alana antropolojik bir soluk getirmiştir. Devlet tanımları, devletin işleyişi, despotizm, toplumsal katmanlar, kölelik vs. gibi konularda geçerliliğini asla yitirmemiş temel önermelerin sahibidir. Bunların başında günümüz anayasalarını da şekillendiren "kuvvetler ayrılığı" ilkesi gelmektedir. İran Mektupları, dünyayı keşfetme arzusuyla Fransa'ya giden iki İran soylusunun mektuplarından oluşur. Devlet, toplum, kültür, demografi vs. konuları çarpıcı anekdotlarla işleyen bu hiciv, ilk kez 1721 yılında roman olarak yayımlanmış, Montesquieu'ye büyük ün kazandırmıştır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 62 okur

  • Mola Kartı
  • Nusret Mansur
  • Gökhan AKGÜN
  • Merve Kızılaslan
  • OLCAY
  • Mehmet Toprak
  • Hiç kimse
  • Mine Oral
  • Hayat
  • Cansu Sezgin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (7)
9
%19 (4)
8
%9.5 (2)
7
%19 (4)
6
%9.5 (2)
5
%4.8 (1)
4
%4.8 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları