Kağıt Gemiler

10,0/10  (2 Oy) · 
4 okunma  · 
2 beğeni  · 
549 gösterim
İki sayfa arasına bir reyhan yaprağı koyuyorum. Masalın ilk harfidir bu. Çünkü dev bir orman kuracağım onun altına. Okuduğun ilk satır, sabah güneşinin vurduğu buğulu bir patikaya götürecek seni. Ağaçlara dolanan çalı güllerinin, zakkumların arasından usul usul yürüyeceksin. Topraktan yükselen buğu, "Çınarları selamla!" diye fısıldayacak. O zaman durup etrafını saran ağaçlara bir daha bakacaksın. Bir daha ve yeni bir gözle. Nasıl dupduru bir mutlulukla topraktan fışkırdıklarına şaşıracaksın. Ağaç denen mucizeyi ilk görüşün bu olacak. Islak toprağın kokusunu içine çekeceksin. Çiy damlalarındaki güneş gözünü alacak.

Aynı nehirden sulanan geyikle kaplanı, gökte kol kola gezen güneş ve ayı görünce, burada geçer akçenin merhamet, dilin aşk olduğunu anlayacaksın.

Ayşegül Çelik'in 2010 Yunus Nadi Öykü Ödülü'ne değer görülen öyküleri, masalsı bir dünyaya açılıyor. Yazar, düşten gerçeğe akan hikâyelerle masala adım attığını zanneden okuru, günümüzün şiddet dolu dünyasına çekiyor sezdirmeden. Binlerce yıllık Anadolu efsanelerinden şimdiki zamana, tanıdık hikâyelere yol alan Kâğıt Gemiler modern öykünün dilini, yapısını yetkin bir biçimde temsil ediyor. Hepsi masalın içinde, masal hepsinin içinde... Kapısından içeri girdiğiniz anda çıkmak istemeyeceğiniz bir dünya Ayşegül Çelik'in yarattığı...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2013
  • Sayfa Sayısı:
    96
  • ISBN:
    9789750715921
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Fikret Erdeniz 
 17 Nis 20:28 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

"İki sayfa arasına bir reyhan yaprağı koyuyorum. Masalın ilk harfidir bu. Çünkü dev bir orman kuracağım onun altına. Okuduğun ilk satır, sabah güneşinin vurduğu buğulu bir patikaya götürecek seni. Ağaçlara dolanan çalı güllerinin, zakkumların arasından usul usul yürüyeceksin. Topraktan yükselen buğu, “Çınarları selamla!” diye fısıldayacak. O zaman durup etrafını saran ağaçlara bir daha bakacaksın. Bir daha ve yeni bir gözle. Nasıl dupduru bir mutlulukla topraktan fışkırdıklarına şaşıracaksın. Ağaç denen mucizeyi ilk görüşün bu olacak. Islak toprağın kokusunu içine çekeceksin. Çiy damlalarındaki güneş gözünü alacak. Aynı nehirden sulanan geyikle kaplanı, gökte kol kola gezen güneş ve ayı görünce, burada geçer akçenin merhamet, dilin aşk olduğunu anlayacaksın." (s. 11-12, Can Yayınları basımı)

Kitap arkasında ya da kitap satış sitelerindeki tanıtım yazılarında sıkça alıntılanan bu kısımın verdiği edebi tat, kitabın tüm sayfaları boyunca devam ediyor. Yazarın -aslında aldığı riskten bir nevi utanan ve çekinen sanatçı mütevazılığı ile- günah çıkartır gibi her türlü cezaya razı olurken, bir taraftan da kendini cezadan muaf tutması yazdıklarının masal ya da gerçek olması ile ilgili değil, edebi gerçeklikle ilgilidir. Ayşegül Çelik, bu kitabında da diğer kitaplarında olduğu gibi kendi masalsı ve edebi gerçekliğini kurarken, okurun da kendini aynı gerçekliğin içine atmasını istiyor. O yüzden kalemi elin almış. Okuru da bu tatlı ve zevkli "suça" ortak ediyor:

"Birkaç sayfa sonra fikrinin değişeceğini de biliyorum... Masal ilerledikçe aklın büyümeye başlayacak. Bir kurt düşecek içine, 'Belki...' diyeceksin. 'Belki de masal değildir bunlar...' Sonra o ağır taş gelip oturacak kalbine: 'Ya değilse!' "(s.12)

"İşte sadece bu soruyu bulmanı bekliyorum. Bütün cezalara razı olup kalemi elime alışım bu yüzden.

"Ey okur, masallar bizim gibi fakir fukaraya mı kalmış? Gerçek bizim neyimize yetmiyor?" (s.12)

Bendeniz, Ayşegül Çelik hayranı ve okuru olarak bu suça ortak oldum; beni yalnız bırakmayın.