‘’Mühürlenmiş kelimeler konuşamıyorum
Bilgelik ağacının gölgesi düşmüş alnıma
İrfaniyet yoksunu, kara cehalet yolcusu
İnsan insana muhtaçsa
Neden yine sınanır insanla?’’
Nakış Noksan Yok eseri Sürur ile başlayan, insanın gönül Noksan’ları ile devam eden, bu noksanlık trajedilerini sorgulayan bir eser. Melek Daş, her şiirinde, derinlik ve nuranilik içeren şiirlerinin her dizesin de insanın bütün arayışlarının, bütün sorgularının ve yine insanın bütün trajedileri veyahut sevgilerinin, hüzünlerinin temelinde yalnızca Tanrı’yı anlamak yattığını anlatıyor. Ve bu anlatımı insanın bütün gayretlerinin Tanrı sevgisine erişmek adına olduğu mesajı ile süslüyor. Her dize biz gönül sahiplerine bir rehber gibi. Yani Tanrı’ya tam teslimiyet için yapılan bir yolculuk aslında Nakış Noksan Yok dizeleri. Şairin, ‘’İnsan insana muhtaçsa, neden yine sınanır insanla?’’ sorusu aslında insanın kendi içindeki ebediyet arayışından doğuyor. Harika bir eserdi. Kitapsever dostların keyifle ve ilgiyle okuyacağını ve bitirdikten sonra eser üzerine oturup düşüneceğini umuyorum. Zira bende öyle oldu.
Saygılarımla, esen kalın.
Hocam içimi döküşümü, meramımı, gayemi, yolumu, yolculuğumu ve bu âlemi nasıl görüp seyreylediğimi öyle güzel yorumlamışsınız ki.. Güzel yüreğiniz dert görmesin.. Var olun Eyvallâh..
Aynı Film Kaç Kez Oynar?, kişisel gelişim türünde olmasına rağmen klasik “nasihat veren” kitaplardan farklı bir çizgide ilerliyor. Fikriye Kaya, okuru motive etmekten çok onun kendi hayatındaki tekrar eden döngülerle yüzleşmesini sağlamaya çalışıyor. Kitabın temel fikri oldukça etkileyici: İnsan değişmediği sürece hayatındaki sahneler, kişiler ve kırılmalar farklı şekillerde tekrar etmeye devam eder.
Dostoyevski evet iddialıdır.. Lâkin iş realistliğe gelince keskin cümleleriyle olağan şeyleri de biçip geçer.. Pozitif ayrımcılığı çok sever.. Kadını imgeleyerek çoğu şeyi hafife alır.. Ancak döneminin getirisindendir bu distopikliği.. Normalde her aklı selim insan, cinsiyet gözetmeksizin gözyaşına karşı yufka yüreklidir..