Gelince sen geliyordun , ama gidince dünya kopuyordu yüreğimden .
Çarşılardan bir serinlik gibi geçiyordum .
Sana gelirken kalabalık bile güzelleşiyordu. Eşiğinden değilde güzden yaza geçiyordum her seferinde .
Ağzın bulutların ülkesiydi.
Gövdene bakıp bakıp iyilik bu diyordum . Yitikleriminde , kazançlarımında adı oldun bir gülüşlük vakitte .
Uzaklara bakmaya seninle başladım .
Benim için işgal senin dışındaki herşeydi.
Senden geçiyorsa hersey aşktı .
Dünya sensiz geliyordu üstüme .
Hırçınlığım buydu , biraz korku , biraz keder , çokça ayrılık …
İnsanın Acısını İnsan AlırŞükrü Erbaş
Peki nedir öyleyse pişmanlık ? Yaptığımız seçimden ötürü yaşadığımız bu daralma , kendimizi aşağılama, ömrümüzü yadsıma ? Her yağmur damlası bir noktaya düşer , her yaprak payına düşen rüzgarı bilir , her ırmak kendı yatağında akar … ve insan yaşadığı sürece seçenekler içinden bir seçim yapar . Bir seçimle dışarıda bıraktığımız binlerce olasılığın , hiçbir zaman bilemeyeceğimiz gerçekliğinin , yaptığımız seçimden daha iyi olacağı düşüncesiyle kıvranmak , Nietzsche ‘nin deyişiyle ‘ köpeğin taşı ısırması ‘ değil midir ?
İnsanın Acısını İnsan AlırŞükrü Erbaş
Suyu sevmeyen insanın , rüzgarı anlamayan , gökyüzünde bir bulutu olmayan insanın gideceği uzaklık olsa olsa kendine sızan çaresizliğidir .
İnsanın Acısını İnsan Alır , Şükrü Erbaş