Despot hakim güçler, çok iyi biliyorlar ki; devlet baskı ve terörüyle sindirilmiş, itaata zorlanmış olan halk, herhangi bir uyarıcının, yâni Peygamberin, yâ da kendisini insanlığa hizmete adamış olan birisinin teşvik ve telkinleriyle, yazı ve sözleriyle, kitap ve konferanslarıyla bir gün uyanabilir! Ve faraza biri uyanacak olsa, Everest'lerden gelen seller gibi, her şeyin kökünden söküleceği, yerlerinden kopan Firavun saraylarının, sel çamurlarına gömüleceği ve herkesin "bir parçasını da ben parçalayayım" diye hakim sınıfın feryad içinde kaçışan cani askerlerine, onlara her türlü saygıda kusur etmiyen yüksek-alçak memurlarına, bir iki derecelik bir makam elde etmek için, temsil ettikleri ilmi, başkalarının keyfi için satmaktan çekinmeyen hocalara, profesörlere, imâmlara, müftülere; birer tağut kesilmiş olup, lüx ve refahın her türlüsünden istifâde edip, emirleri altında çalışan binlerce işçiye ekmek paralarını dahi 'asgari ücret' kandırmacalarıyla çok görüp sömüren ve fakat bu sömürü düzenini devam ettirebilmek için, hakim güçlere her türlü ikrâmda bulunan ve âdeta Efendilerini ayakta tutarak, müşterek bir hegemonya sürdüren zenginlere saldıracağı gün, zulüm rejimleri yıkılacak, ve böylece Allah'ın adaleti tecelli ederek, onların sömürü nizâmları son bulacak. Kur'anî deyişle, "Nereye kaçalım" diye bağrışmaya başlayacaklardır.