Muhammed mert

Milyonların ölümüyle ancak inşaatları tamamlanan bu piramitlerin, XX. yüzyıl insanı tarafından dünyanın harikası olarak kafalara sokulmak istenmesi, bu ölüm hadiselerinin görmezlikten gelinmesi anlamına gelir ki, bu düşünce insanoğlu açısından yüz karasıdır. Bütün bunlar, insanların kapitalistçe düşünmelerinden kaynaklanıyor: Birileri güzel yaşasın da diğerleri ne kadar ezilirse ezilsinler!
Reklam
Devlet tarafından oluşturulmuş olan statükoyu muhafaza kanunu gereğince, "efendim, biz devletimizin yüksek menfaatlerini düşünelim, beğenmediğimiz Firavunlar başımızda olabilir, bunlar geçicidirler. Bunlardan sonra gelecek olan Firavunlar ehven-i şer olabilirler. Biz onlarla iyi geçinip, mümkün mertebe devlet dairelerinde kadrolarımızı çoğaltalım, anarşi çıkarıp memleketi bölmeyelim!" deyip, iktidarı desteklemeyi ona nasıl olursa olsun itaat etmeyi yeğler, ve itaat etmeyenleri de, isterse bu itaat etmeyenler onun dininden olsunlar bölücülükle ithâm eder, hatta kutsal devletin (!) keza kutsal yararı için bu dindaşlarını tağut rejimlerine jurnallemeyi bir vatan borcu telakki eder.Çünkü halk o derece alçalmış, seviyesizleşmiştir ki, salim düşünme yeteneklerini yitirmiş, yâ da dondurmuştur.
Despot hakim güçler, çok iyi biliyorlar ki; devlet baskı ve terörüyle sindirilmiş, itaata zorlanmış olan halk, herhangi bir uyarıcının, yâni Peygamberin, yâ da kendisini insanlığa hizmete adamış olan birisinin teşvik ve telkinleriyle, yazı ve sözleriyle, kitap ve konferanslarıyla bir gün uyanabilir! Ve faraza biri uyanacak olsa, Everest'lerden gelen seller gibi, her şeyin kökünden söküleceği, yerlerinden kopan Firavun saraylarının, sel çamurlarına gömüleceği ve herkesin "bir parçasını da ben parçalayayım" diye hakim sınıfın feryad içinde kaçışan cani askerlerine, onlara her türlü saygıda kusur etmiyen yüksek-alçak memurlarına, bir iki derecelik bir makam elde etmek için, temsil ettikleri ilmi, başkalarının keyfi için satmaktan çekinmeyen hocalara, profesörlere, imâmlara, müftülere; birer tağut kesilmiş olup, lüx ve refahın her türlüsünden istifâde edip, emirleri altında çalışan binlerce işçiye ekmek paralarını dahi 'asgari ücret' kandırmacalarıyla çok görüp sömüren ve fakat bu sömürü düzenini devam ettirebilmek için, hakim güçlere her türlü ikrâmda bulunan ve âdeta Efendilerini ayakta tutarak, müşterek bir hegemonya sürdüren zenginlere saldıracağı gün, zulüm rejimleri yıkılacak, ve böylece Allah'ın adaleti tecelli ederek, onların sömürü nizâmları son bulacak. Kur'anî deyişle, "Nereye kaçalım" diye bağrışmaya başlayacaklardır.
Uyan müslüman...